Thursday, 7 June 2007

Frequency Adverbs...


Sometimes life becomes too hard 2 live. And I sometimes I think that I have a really heavy burden on me. And again sometimes especially when my mood is off, i think to leave everything behind and go… No, I’m not pessimistic but as u see sometimes I cannot be optimistic too.
Generally I’m indecisive but rarely I make so sudden decisions without thinking the conclusion. I’m afraid of doing so. Cause I’m at the edge………


we're never gonna survive unless
We get a little crazy
No we're never gonna survive unless
We are a little...
CRAZY!!!

(i love alanis)

Geldi yaz ayları...

Çok uzun süredir ihmal ediyormuşum duygusuna kapıldım bloğumu. Birikmiş olayları uzun uzadıya detaylara girerek yazmaktansa kısa kısa anlatabilirim diye düşündüm.

#1# Geldi bahar ayları, gevşedi gönül yayları...Bu sıralar herkes aşık!!! Ya bu yayları gevşetmek için ne gerekiyo? Bende hala tık yok. Hayır özel bir formulü olduğunu düşünenler varsa veya formülü biliyolarsa bi zahmet söylesinler.

#2# Geçen pazar öğrencilerimle ve bikaç öğretmen arkadaşımla pikniğe gittik. Arkadaşlardan biri kamerasını öğrenciye verip kendisini tırmandığı yerde çekmesini söyledi. Ben börtü böceği fotoğraflamaya çalışırken 'allah allah allah' diye bi çığlık sesi geldiğinde bekir hocanın tırmandığı yerde olmadığını gördüm. 2 saniye sonra suyun içinden çıkardı başını.(Merdivenlerden yuvarlandığımda ve okulun en kilolu öğrencisi bekir hocanın da katkılarıyla üzerime düştüğünde ve bekir hocanın 'aha hoca öldü' dediğinde de yaptığım gibi) Her zamanki gibi en çok ben güldüm. Başıma geleceklerden haberim vardı benim. Ertesi gün bi toplantıya yetişmek için hızlıca yürüken çarşının ortasında yere serildim 1.65. Ama bu duruma o kadar alışığım ki hiç bişey olamamış gibi yüzüme zoraki gülümsemeyi takınıp, dizlerimdeki tozu silkeleyip devam ettim. Dizim morarmıştı. Daha önce söylemiştim. Çok güzel düşerim. Ama bu konuda şu anda yılın oscarı bekir hocaya ait.(Kenanın kayalardan kaymamak için ayakkabısını çıkarıp, kayalardan yuvarlanıp ayağını parçalamasını unutmadım ama the oscar goes to mr. bekir gaydan)

#3# Dün basket maçı yaptık. Biz yendik. Sayemde karşı takımdan kimsenin darbe almadık yeri kalmadı. Sanırım bundan sonra herkes benle aynı takımda basketbol oynamak isticek. Çok iyi basketbol oynarım ben..ehem..bide faul yaparım.

#4# Derslerinde çok başarılı, saygıda hiçbir zaman kusur etmeyen, her daim güvendiğiniz ve yaptığı hataları öğretmen arkadaşlarınızı karşınıza alarak savunduğunuz bir öğrenci tarafından ihanete uğrarsanız ne yaparsınız? Ben sadece ağladım. Çok kötü bi duygu çok. Öğrencilere asla sonuna kadar güvenme demişlerdi. Daha neler öğreneceğim ki?...

#5# Filocumm çok çalışan, çok çalışkan olan, çok şey bilen, çok şey öğrenmeye-öğretmeye çalışan, kısaca başarılı ve özverili insanlar hep kıskanıyo bazı şerefsizler tarafından. onlar yapamıyo ya, içleri içlerini yiyince dayanamayıp saldırıyolar. Bazen böyle insanların başka bi gezegenden dünyaya bırakıldıklarına inanıyorum ben ya. Haset, fesat ,pis, uyuz insan topluluğu kaynıyo heryer.Burda da var onlardan zibille..
Her daim arkanızdayım güllüşahçım-filocum

Yeter bence bugünlük.

lülü

Sunday, 3 June 2007

A Sunday Poem - Bir Pazar Şiiri

TODAY IS SUNDAY

Today is Sunday.
For the first time they took me out into the sun today.
And for the first time in my life I was aghast
that the sky is so far away
and so blue
and so vast
I stood there without a motion.
Then I sat on the ground with respectful devotion
leaning against the white wall.
Who cares about the waves with which I yearn to roll
Or about strife or freedom or my wife right now.
The soil, the sun and me...
I feel joyful and how.


NAZIM HIKMET RAN

BUGÜN PAZAR

Bugün pazar...
Bugün, beni ilk defa
Güneşe çıkardılar.
Ve ben, ömrümde ilk defa
Gökyüzünün
Bu kadar benden uzak,
Bu kadar mavi,
Bu kadar geniş olduğuna şaşarak,

Kımıldamadan durdum
Sonra, saygıyla toprağa oturdum,
Dayadım sırtımı duvara.
Bu anda;
Ne düşmek dalgalara,
Bu anda;
Ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
Toprak,
Güneş ve
Ben...
Bahtiyarım…

Nazım Hikmet Ran

Ayılar uyanmış...

Sanki uzun zamandır savsaklıyomuşum gibi geldi blogcuğumu. Ama yazı yazamasam da hergün taze bişeyler yerleştiriyorum.
Aslında çok uykum vardı ama bugünkü olayı taze taze yazayım da içim rahat bi şekilde uykuma dalayım.
Sabah bizim treking ekibiyle 10'da buluşmak üzere haberleştik fakat bazı tembel tenekeler uyanamadığından gelmedi. Bizde 5 kişi yola çıktık. Hedef 'lokohe' adlı küçük bi gölün bulunduğu yere doğru yürümek. Ben önermiştim buraya gitmeyi ama bildiğimden diil öğrencilerim söylemişti bende bi ekibimi görev yaptığım köye götüriim demiştim. Yürüyüşün yarısında arabalı bi arkadaş rastgelip bizimkilere arabaya binmeyi teklif edince benden başka yürüyelim diyen olmadığından kurtlara yem olamamak için sürüye uydum.
Neyse araştırdık, nereye gideceğimizi bulduk.Arabalı arkadaş domuz çıkarsa ağaca tırmanın, ayı çıkarsa son sürat kaçın diye uyardıktan sonra vınnn..Ekibin 'en genç, en dinamik, en ....(bu böyle sürer)' kişisinin dışında (kim mi? söölemiim de küçük bi ipucu veriim, bu ile başlayıp ket le bitiyo) kimse istekli görünmüyodu yürümeye. Yok ayı çıkacak, yok domuz çıkacak, yok kene yapışacak, yok yılan sokacak... tabi paso bahane buluyolar. Ama allahtan kimse mızıkçıklık yapmadı ve yürümeye son sürat devam ettik. Biz dere kenarından hoplaya zıplaya giderken diğerleri düz yoldan yürümeyi seçtiler.
Bir süre sonra bööle motor sesine benzer, böğürtü gibi bi ses geldi kulağımıza. Dere kenarında olunca su sesiyle de karıştığından pek de ne duyduğumuzdan emin olamadık ve 3 saniye sonra düz yoldan gidenleri çığlık çığlığa deli gibi koştururken gördük ki bunlar en baştan beri yürümeye üşenen arkadaşlardı. 'Walla ayı var , billa ayı var ' diye bağırıyolardı bi yandan koşarken, ardından bi böğürtü daha geldi. Yörede ayılarla yaşanmış olayları çok duyduğumuzdan hevesli olan ben bile tırstım walla ve göl falan görmeden geri döndük.
Yani ne yürüyüş yaptık, ne gölü gördük nede macera yaşadık. Tek olay duyulan ayı sesiydi.

Birinden, buralarda biryerde şöyle bir yazı yazdığını duymuştum 'daş düşebülür, ayu çıkabülür'.
Yaz aylarında karadenize geleceksiniz bu uyarıyı göz ardı etmeyiniz. Bizzat yaşayıp gördüm. Veni, vidi, vici...

Bu arada burdaki efsanelere dayandırılarak anlatılan olaylara göre ayılar erkekleri öldürüyomuş görünce , ama kadınları kaçırıp mağaralarında bal ikram ediyolarmış. Ayı diip geçmemek lazım. Onların da sahip olduğu bi centilmenlik söz konusu. Acaba bazılarına ayı demek iltifat mı oluyo?
Kesinlikle ewt!!
Neyse uyusam iyi olacak. Yarın 7Bnin pikniği var oraya gidecem.Akşamda konser var. Çok yoğunum bu günlerde çok..
Umarım rüyamda ayı görmem.
lülü

Saturday, 2 June 2007

Thanx ANI!!!


This picture is painted by Anindya Nath (pronounced 'onindu') on computer. He is a best friend, an indian, a geneous, a telecominication engineer, a teacher, a cricket player, an artist, a humanist but above all he is a real 'human' eager to help everyone around him even if he is faaaaaaarrrrr away. Thanx a million for being this much good to me.
Posted by Picasa

Friday, 1 June 2007

yiğit özgür 2

En beğendiğim karikatürist Yiğit Özgür'den 'inciler' -We love you-

-Nilgüünnn seni de seviyorum.mucx-

Posted by Picasa

yiğit özgür 1