Wednesday, 14 January 2009
Scylla
Şimdi size Scyllanın ne olduğunu uzun uzadıya anlatmıycam. Gerçekte yunan mitolojisinde bi canavar kendisi.
Prison Break demişken mıstıkım yokluğunu feci hissediyorum bu sene ne film ne de dizi dvixi gönderen var. Cnbce ve e2de bişiler yakalıycam diye gözüm pörtledi. Dizi saatlerini takip ediyorum artık:)
Prison Break her perşembe saat 21.00 de cnbc-e 'de:)
Monday, 12 January 2009
Word
Ben bi örtmenim edepli olmam lazım.
Friday, 9 January 2009
Maskot
Monday, 5 January 2009
Köy, Kar, Kara Lahana ve Köprü
Gelelim aşağıdaki köprüye. Kendisi tarihi bi köprü olup üstünden yaklaşık 9x20x4x2=1400 kez geçmişliğim , 2 defa feci şekilde kayıp yeri boylamışlığım 1 defada dereye düşmekten yırtmışlığım var baranın çevik hareketiyle montumun kapsonundan yakalamasıyla. 2 ay boyunca buz olur bu köprüde bide öğrenciler geçer bizi izler acep hangi örtmen düşcek de gülcez diye biz cebelleşirken. Baharda bissürü turist gelir çekim falan yapar.
Benim pıncırlarımın anlaşma şekli genellikle aynıdır bu turistlerle. İnanılmaz bi özgüvenle turistin yanına gidilir ve 'What nationality are you?' die sorulur. Adam 'Holland ' dediyse.' Van Nistelroy- Van Nistelroy denilir' :) Fransızsa 'Zidan- Zidan denilir, Turist de başka bi türk futbolcu söyler genelde hakan şükür olur bu. yüzlerde gülücük oluşur. Benimkiler pek mutludur annaştıkları için. Goodbye deyip giderler:)) lakin adamın sadece ulusu öğrenilmiştir.
Saturday, 3 January 2009
Homesick
'I'm homesick'
dediğimde pıncırların bööle çaktırmadan veya çaktırarak pıs pıs gülmesi üzerine sinir oluyorum çünkü o zaman ben de gülüyorum.
Bide ben neden bi şeyi yapmak zorunda hissediyosam yapamıyorum???? Profesyonel birinden açıklama istiyorum...
Bugün burası yine sıkıcı ve kapalı ... çabuk gel baharrrr
Thursday, 1 January 2009
Babamla benim şarkım
Ömrümüzün bahar - ahmet özhan
Bu şarkıyı henüz 3 yaşındayken ezberleyip (yani bı kısmını) babamla birlikte kasede kaydetmişiz. Hala mevcuttur o kaset. Değişik bi hüzün ve huzur verir hep bana...
2009'da
Dilerim:
Başucunda teklemeyen bir saat, bilincinde keskin bir ışık ve ruhunda bir battaniye dursun.
Yerde hep, seni istediğin yere götürecek bir çift terlik olsun.
Karanlığın kısa sürsün, ılık olsun. Tünel olmuş olsun, aydınlığa çıksın.
Güneş her gün doğudan gelip, gözüne girsin. Girsin ki, seni yeni bir şeye uyandırsın.
Her gece, içinde güzel masallar dolansın. Sustuklarında gözlerin kapansın. Dudağına bir tebessüm yapışsın.
Duvarda, başkalarına, sahip olduklarından daha fazlasını vermek için, bir plan asılsın. Her şey ona göre yürüsün.
Lavabodan aksın gitsin kıskançlık, endişe, haset, kibir ve kin. O asitler ki, borulardan lağıma doğru yollandıklarında, bütün tıkanıklıklar açılır.
Korkuların, tüllerini havalandıran rüzgar olsun. Korkmayan yok, korkuyla yelken açan az. Bırak, odana girsinler.
Hiç aramadıklarını çaldıracağın, kalp kazanarak kapatacağın bir telefon dursun masada. Ve bir liste önünde. Kısalsın bitsin. Kendi üzerini çizmen yeterli.
Sana hep ilk hoşgeldini ve en son hoşçakalı diyecek olan, ayaklarının altında duran o paspasın, en değerli varlığın olduğunu unutma. O paspas ki, çamurunu siler ve içeri buyur eder. En yakınındır o, hergün kıymetini bilerek bas ona.
Odanı hep havalandır, kapısını hep açık tut ve perdeleri kapatma. Hava nasılsa kapanıcak arada. O zaman da tüneli hatırlarsın.
Bu dönüşün kutlanmaya değer olsun. Zilini sürprizler çalsın.
Bu dilekleri okuyan isterse, bunları bana da dilesin. Bu hanede tek kuralı bu olsun.
Demiş NİL KARAİBRAHİMGİL....
Herkese iyi yıllar diliyorum...