Sunday, 6 January 2008

England vs Türkiye


Aslında bu konu hakkında uzun süredir yazmayı planlıyodum yani ülkemle ingiltere arasındaki farklılıkları. Fırsatını bulmuşken yazıcam şimdi maddeler halinde.

Bi kere İngilterede kahvaltı denilen şey ekmek, tereyağ ve çay, kahve veya portakal suyu. Ha cornflakes, reçel ve marmate denilen( ben marmelat sandım kusuyodum) iğrenç ötesi bi sosu unutmamak lazım. Nerde bizim peynirli zeytinli domatesli kahvaltılar. Ama biz naaptık aldık peynirimizi domatesimizi yaptık türklüğümüzü...Bir de orda zeytin çok pahalı o yüzden neredeyse hiç yenmiyo.

Çok üzücü ama 18 yaşından sonra çocuklarının ayrı eve çıkmasına izin veriyolar, eğer çıkmamışsa ve ailesiyle kalıyorsa çoğu aile çocuğundan kira istiyo. İnanılmaz demi? walla..

akşam saat 5te heryer kapanıyor ve neredeyse sokakta tek başına dolaşan insan bulamıyosunuz. Bütün barlar dolu oluyo genelde. Ama ben bu sokakta kimse dolaşmamasının nedeni dahi bi insan olarak çözdüm haberleri okuyunca. Maaşallah haberler cinayetten ,insan kaçırmadan ve seri katillerden geçilmiyoki...

Ananas, muz ve bilimum tropik meyveler çok ucuz orda , elma falan pahalı oldukça. Birde salatalar yıkanmış, doğranmış, pakenlenmiş şekilde satılıyo. Ispanak da öğle. Aslında biçok şey öyle. Yuhhh dedim ya. Bu kadar tembellik olur.

Bir pazar günü gökbenle kahvaltıya indiğimizde mutfağa bizim host familimizi bornozlarla görünce hönk olduk .Tööbe tööbe . Girmelimiyiz çıkmalımıyız nası davranmalıyız bilemedik walla. Ama sanırım normal bişeydi orda pazarları bornoz giymek. Enteresan! (Baran yaptığın şakayı annatıyımmı?hehehehehe)

Haftanın bir gününü çocuklarıyla birlikte mutlaka kilisede geçiriyodu sarah. O gün başka annler de çocukalrıyla geliyomuş böölece çocuklar kaynaşıyomuş ve kiliseye ısınıyomuş.

Sigara içmek sadece sokakta evde ve arabaların içinde serbest.Nerdeyse sigara içen insan göremiyosunuz.

Please( lütfen) ve thank u (lütfen) iletişimin kilit kelimeleri ingilterede. bunları söylemiyosan kabasın. Ben de baktım çok kasıyorum açıkladım sarah'ya söylemediğim zaman kusura bakmayın kaba olmak istediğim için yapmıyorum diye . allahtan çok anlayışlı insanlardı.

İğrenç bi otobüs sistemi vardı bristolde . İngiltere genelini bilmiyorum ama şöferler hiç bişi bilmiyodu gideckleri güzergah hakkında, duraklar hakkında... Bide şöferler ve market işletmecilerinin çoğu ya hindistan yada pakistanlıydı...

ağrı kesiciler ve biçok ilaç süpermarketlerde satılıyodu. Bu da garip geldi.

İnsanlarda inanılmaz bir sıra anlayışı vardı...Çok korktum biri beni azarlıcak diye bu yüzden. O kadar dikkat etmeme rağmen bikaç kez uyarı oldım 'Queue please' diye.

Önüm arkan sağım solum 'pork' ve' pig' di. (domuz eti ve domuz) Yani oyuncaklar, ya herşey herşey. Bir de bişey keşfettim biz hiç domuz etini tatmadığımız ve görmediğimiz halde öyle bi tiksinmişizki anlatamam. sanki o eti yiyenler uzaylı gibi geliyodu ilk başlarda. Sonra sonra alıştık türkler olarak. Bütün yiyecekleri koklayıp didiklemekten bi hal olduk walla.

Lonrada etrafımdaki insanların wait 4 it:) % 90ı farklı ülkedendi. İnanamadım ya. Ülkeyi başka milletten insanlar sarmış. Bööle heryerde hakimiyet kurmak gibi bi anlayışları varken kendi başkentlerinde ingilizden fazla yabancı görmek şaşırttı beni. Hiç unutmuyorum Universiade da olimpiyat köyünde onlara ayrılan blokları abartmıyorum 100den fazla bayrakla donatmışlardı da Michael İngilizler bu blokları da güneş batmayan topraklarına eklemek istiyor galiba diye dalga geçmişti. (Bu arada Michaelin irlandalı olduğunu söylesem şaşırmazsınız herhal).

Mutlaka daha vardır ama gece gece bu kadara yetti performansım..

lülü

5 comments:

serhan :) said...

türkiye gibi batı kültürüyle yoğrulup, islam şurubuyla dinlenen arada derede kafası karışık bireyler olarak büyüyen çocuklar, yani bizler, gerçek (!) batıyı gördüğümüzde şaşırabiliyoruz elbet... ya da bocalıyoruz... kültürlerarası iletişim kurmak yararlıdır diye düşünüyorum... eminim iyi bir tecrübe olmuştur senin için... :)

bornozlu said...

allah alllah şantaj mı var neeee

Buket Köşker said...

ewt serhancım iyi bi tecrübeydi kesinlikle ama emin ol gerçek batı biraz wahşi!!!

bornozlu:) seni çıkardım ben baransın sen şantaj var evet!!! açıklıcamm!!!

Anonymous said...

bu kadar da bireysel olmayı ön plana çıkarmak ne biliyim yaa bizee göre diil bence kültüre duyarlı bi danışman olduum için eleştirmicem ama
bornozdan, domuza, kuyruktan, salata yapma tembelliğine kadar harika gözlemler gecenin bi yarısında yazılmasına rağmen, jetlag falan kar etmemişş

Buket Köşker said...

waayyyy hırslı insan yazdın sonunda commentini demek:) bak kimliğini açıklamıyorum:) teşekkür ederim danışman bey...