Sunday, 20 December 2009

Bi Bitsin

27 Aralık saat 12 itibariyle özgür olup icraata geçirmeyi planladığım bissürü şey var. Sınav yokken aklıma gelmeyenler yapmaya fırsat bulamadığım için şuan müthiş ilgi çekici geliyor ve bunnarı yapamadığım için kendimi çok kıstırılmış hissediyorum... Bu hiç de öyle enteresan bişey değil. Sordum herkese aynı oluyomuş.

1) Kereme kukuleta örücem
2)Ardarda 4 film izliycem
3) Kitap okuycam
4)Bisiklet sürücem
5) Kazanamazsam üzülmiycem

bu kadar.
bide daha sık blog yazıcam.

susayım gideyim ve uyuyayım ki yarın çok çalışmam gerek çooookkkk...

Friday, 11 December 2009

Neler yaptım neler...

Hayat normal akışında ilerlerken ben bi yandan inkılap tarihi çalışmaya devam ediyorum. Çocuklarla inkılap tarihi sınavlarına giriyorum.(biri 90 diğeri 86:)Rüyalarımda savaşlara katılıyorum. Sınavdan çok korkuyorum!!!!

Bugün İdefixe'den 6 tane kitap aldım. 4 tanesi Buket Uzunere ait. okuyup yazıcam görüşlerimi. Herkese öneririm idefixeyi. Sanal kitap fuarı var şu sıralar.

Yarın Gezici Film festivalinin 2. günü Artvinde. Gidip Film izliycem bissürü:) Çok heycanlıyım...

SPOTIFY!!! Muhteşem bi keşif. Kardeşim sağolsun diyerek türkiye'de kullanıl'a'mayan bu programı şiddetle öneriyorum sağınızda solunuzda bilgisayardan annayan kişiler varsa mutlaka deneyin. Spotify müzik dinleme programı.Dünyada ne kadar sanatçı varsa hepsini dinleyebiliyosunuz...Önerilir.

Gördüğünüz gibi süpper ders çalışıyorum. Bigün orda bigün burda...

Wednesday, 2 December 2009

Hapşırık

Kayseriden dönüşüm gerçekten muhteşem oldu. Türünü bilmediğimiz bir gribe yakalandık ailecek. Annem 2 hafta önce atlattığı domuz gribinden kazandığı bağışıklıkla sapasağlamken (ki maşallah ona) babam ben ve mustafa 3 gündür çok fenayız. Lakin ben yediğimiz dananın grip olduğunu bile düşünmye başladım. 100. mendilimi de attım yeni bir 10luk paket açıcam. İyiki yanımda bulunduruyorum. Mendilsiz kalmak en büyük fobilerimden biridir. Konu dışına çıkmadan kaçıyım ben.

Sensiz nasılım bak bana
Gelde bi çorba yap bana

demek istiyorum tüm sevdiklerime.

Yarın Jesse Cook'un konseri var İstanbulda. Olsun. 2 hafta sonra film festivali var Artvinde afiş dağıtma organizetörliğünü benim üstlendiğim.ona gidip avutucam kendimi...

Monday, 23 November 2009

Bayram öncesi coşkusu


İkisi de aynı ama alttaki ne kadar kasvetli... Kimse ışıksız kalmasın... amin... Hayatcığımın örtmenner günü hediyesi mor papatyalar. Hem mor hem papatya!!! Harika:)
Yukardaki meyveyi Serapla tesadüfen görüp aldık. Kış çileğiymiş kendisi. Böyle mayhoş bi tadı var. Ama görünüşü çok güzel...
Yine çoruh ama bu halini gece modunda hiç çekmemiştim.
Aynı ağaçta bu mevsimde yemyeşil kalmayı başarabilmiş bir dal!!! Bana garip geldi. Ben de öyle olayım hep dedim içimden...
Sonbahar ve güneş....

Ben 27 aralıkta gerçekleşecek sınava çalışmak için bir süre uzak kalıcam bloğumdan. Zaten son günlerde çok randımanlı olduğum da söylenemezdi ama merak etmesin kimse. Şurda 1 avuç okuyucum var onu da kaybetmeyeyim.:)

Karar verdim aklıma 1 cümle gelse bile yazıcam artık öyle uzun uzun bişiler yazmak için ilhamlanmayı beklemiycem.

Bütün özverili örtmennerin öğretmenler gününü kutluyorum...

Thursday, 12 November 2009

Başlıksız

Upuzun bir süredir bir olayı gerçekleştirip gerçekleştirmeme noktasında gidip geliyorum. Bir yarım yap yap yap derken diğer taraftan bi baloncuk çıkıyo beynimin içinde hayyyyyııırrrr hiç etik diiiiiilll diye bağırıyo. Aslında olayın etik boyutunu duyarsanız eminim gülersiniz o yüzden hiç anlatmıycam.

Tek yaşamanın en büyük artılarından biri yemek kültürünü geliştirmen. 4-5le sınırlı yemek bilgim 25i bilen açtı burayı bir yemek bloguna dönüştürmem an meselesi. Bide çok pratik oldum sanırım artık ben: Yaşasın:)

Bugün harika bir olay oldu. Kaymakam bey okulumuzdaki problem için geldiğinde aramızdaki tanışlıktan cesaret alarak ona derse girip ingilizce konuşmayı teklif ettim. O da kabul etti ve o kadar işinin arasında bize zaman ayırarak 1 saat pıncırlarımla İngilizce muhabbet etti. Keşke heryerdeki kaymakamlar o kadar geniş görüşlü olsa. Çocukların kafasındaki kaymakam anlayışı ne kadar değişikse hepsinin kaymakamlıkla ilgili nötrden olumluya dönüştü biran. Kendisine burayı okumayacağını bile bile bi kez daha teşekkür ediyorum ...

2010 benim için farklı bir yıl olacak hissediyorum:)

Pastırma yazı seni çok seviyorum. Mümkünse gitme hemen ...

Bu arada burdaki renkleri görmeniz lazım rengarenk oldu heryer. Kırmızı , sarı, turuncu, yeşil.... Zaten baharda görülmesi gereken 10 yerden birirmiş Borçka ama güneşli günlerde...

Beni istisnasız, yazsam da yazmasanda okumaya gelen 15 civarı bir okuyu kitlem var. Çok teşekkürler size ya:) Birkaçını tahmin ediyorum ama hepsini bilmek istiyorum lakin blog arkadaşlarımdan biriyle son İstanbula gidişimde tanıştım:) Çok güzel bir duygu... Sözün özü sürekli takipçiler yorum bırakın!!!! İrtibata geçelim:)

Mutlu kalın ...

Sunday, 8 November 2009

The Pearl

Sizin hiç Michael Jackson, Chris De Burg ve bilimum insanın konserine gitmiş, İnanılmaz geniş görüşlü ve kültürlü, sporu ve sinemayı yakından takip eden, çılgın ve gözlerinden enerji fışkırtan bi din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeniniz oldu mu?

Benim de olmadı. Ama ben çok şanslıyım ki benim böyle bir arkadaşım var. Öğrencilerim de çok şanslı çünkü onların da böyle bir öğretmenleri var.

İyi ki var...:)

Friday, 30 October 2009

Sri Lanka


Hayatımda adını en fazla 10 defa duyduğum ülkedeydim dün gece. Sri Lanka'da. Sırtımızda sırt çantalarımız gece vakti turladık . Hangi şehirde olduğumuz hakkında bi fikrim yok ama yanımda Gülşah, filo ve 2 tane çekik gözlü eleman vardı. Magnet alıyoduk Gülşahla.


Tabi ben yukardaki resimde görülen yerde diil şehrin içindeyde dolanıyodum. Bilsek buraya gelirdik.


Sri Lanka Güney Asya'da Hindistanın güneyinde, Hint Okyanusunda bi ada. Daha fazla fotograf için;

buraya


Bu arada ben dün geceki Sri Lanka macerasının rüyamda gerçekleştiğini söyledim mi?

Rüya tabirlerine baktım ama Sri Lanka ile ilgili bi açıklama yapmamışlar. Olsaydı onu da yazardım.

Eşşekten düşmüş karpuz





Mustafaların gittiği gün annem aradı. Ben gayet moralsiz bi şekilde telefonu açınca;

-Nooldu?? Eşşekten düşmüş karpuza döndün demi? İşte sen her gittiğinde biz de aynen öyle oluyoruz diince ne diyeceğimi bilemedim walla. Haklıydı çünkü.

Geçtiğimiz hafta Gökhan, Gizoş ve Mıstıkım Doğu karadeniz turuna geldiler. 3 günde ne yapabiliyosak yaptık bizde. Köksal Merve ve Rabiş trabzonda mükemmel rehberlik yaptılar. Ayasofyada karadeniz kahvaltısı, boztepe, Atatürk köşkü, Faroz, hayatım(ız)da yediğim en güzel balık-ekmek, dedeyle tanışma ardından Rize-Bekiroğlunda mola. Yenilen en başarılı sütlaç. Üstünü fındıkla doldurdukları halde bol fındıklı diye eklediğimiz için garsonun bize torpil geçip 1 tabak daha fındık getirmesi. Ardanuça uğrayıp Vahitin müzik grubunu dinlememiz. (Vay beni ağlarmiydum) Ve eve varış. Karagöl, artvin, Bilgeciğimin yepisyeni şipşirin evi, Galatasaray fenerbahçe maçı, Gizemle Gökhanın asma köprüden tırsmaları, Gökhanın müthiş şöferliği, 3 seferdir benim eşliğimde farklı gruplarla aynı noktadan yapılan zıplama - fotolama olayı, pıncırların bizimkileri domuz gribi için gelen aşıcılar sanmaları, kemalpaşa, sarp, dedenin bahçesine gidip mandalina ve kiwi toplamamız. Uğurlama, zamanın neden bu kadar çabuk geçtiğine üzülme...

Bunlarla birlikte artık laptopım dizlerimi cayır cayır yakmıyor çünkü almak istediğim şeyi sonunda geç de olsa Mustafam sayesinde ikeadan edindim. Brada. Fiyatı da oldukça uygun...

Sonra okumaya kıyamadığım bitecek diye korktuğum bi Macbethim var benim. Ntv yayınlarının çizgi romanı olan. Şimdi İnce Memeti bekliyorum...

Fotoların hepsini ben çektim.

Friday, 23 October 2009

Kendimi bunnun için mi yorucam ben!

Statcounterda Artvin Antalya olarak görünüyosa, Ankara neresidir? Denklemle bulunur mu?

Çok heycanlıyım. Çılgın bir haftasonu beni bekliyor.

Allahım beni şanslı biri olarak yarattığın için sana Hamdolsun.

Mınımını yapmayalı çok oldu bloğumda ama o günler de gelicek:)

Mutlu kal !!!

Yine gel!!!

Tuesday, 20 October 2009

Yazmak ya da yazmamak işte bütün mesele bu!

Şuan yapmak istediğim tek şey var o da uyumak. Daha doğrusu uyuyabilmek. Nöbet tutmak çok iğrenç!!!

Cumartesi gününü iple çekiyorum. Geziş -Tozuş-Kopuş... Kendimi daha genç hissedicem...:)

Teyze oluyorum ben. Çoookkk güzel bi duygu. Bide garip. Hani teyzemin bebeği falan oluyo o normalmiş gibi geliyo da nedense arkadaşımın bebeğinin olacak olması çok değişik bi duygu...

Bizim okulda 'Domuz Gribi' hakaret oldu çocuklar arasında.
'-Ortmeniimm bana domuz gribi diyolaaar ' diye şikayetler geliyo 1. sınıflardan. Ne sanıyolar acaba:))

Dünya Basketbol Şampiyonasının bir ayağı da Kayseride olacak. Kombine bilet almayı düşünüyoruz Kardeşimle.

Geçtiğimiz hafta ailemin yanına dönmem gerektiğini anladım bir kez daha. Hayat kısa iyi yaşamak için çabalamak lazım. Zengin olmak için yırtınmak anlamsız olur umarım benim için ömrümün sonuna kadar...

Pastırma sıcaklarıyla geçse Ekim ayı hep. Ne güzel olur... Gelecek haftaya kadar olsa bile olur Allahım...

O dill de 150 gblık bilgiyi kurtarmak için 300 dolar istenirmi ya? Ne kadar vijdansızsınız. Gitti o kadar resim, bilgi, hazırladığım döküman ve sınavlar.

Uyusam iyi olacak ... Tatlı rüyalar bana...

Wednesday, 7 October 2009

Rayında

Burası Ali dağı ama başka şeyler de söylüyolar görünümü itibariyle... Afroditmiydi neydi:P

Koşu bandı almayı ne zmanadan beri düşünüyodum. Bugün itibariyle o kararı aldım ama uygulama aşamasına ne zaman geçerim işte orası muamma... Kullanan varsa bana fikir versin noolur.

Evimde televizyon yok, aslında var ama uydu alıcısı yok. Televizyon izlemeyi sevmeyen ben için problem diil hatta çok gurur verici. Ne kadar yozlaştırdı herşeyi o iğrenç alet. Herkes elini biribirinin cebine daldıryo ve artık insanlar farkında olsalar bile normal karşılıyolar. Çok korkunç boyutlara ulaşacak bu. AAA buket demişti dersiniz. Kuranda da deccal olarak geçiyomuş zaten. Kıyamet alameti. Ama bazen bende iğrenç dediğim o aletin başına geçiyorum.

Nihayet başladık derslere. Özlemişim pıncırlarımı. İnsanlarla karşılaşınca veya ayrılırken öpüşürler ya bizde. Ben hiç sevmem o olayı fakat pıncırlar örtmenim noolur bi kerecik opeyim diince yanlış annamsınlar diye hayır diyemiyorum. şap şup şap şup. Durum çok vahim . Hemen engellemem lazım bunu.

Last fmi Türkiyede katlettiler. Myspace de . Youtube'un kemikleri çürümek üzere zaten burda. Umarım ilk ikisini en azından lastfmi kurtarsalar... Sansürcü olduk iyice yaaa. Ona gelene kadar ulusal yozlaşma projesine bi dur deseler de bunun çin çalışsalar hiç değilse bi amaca hizmet ederler.

Cansel Elçin'in yeni filmini çok merak ediyorum. Ferzan Özpetek yetiştirmiş kendisini sanırsam. Yönetmen olsaydım 'Bi Mahsun Kırmızıgül kadar olamadı beeeaaa bide eğitimini almış peeeahh' denmesinden çok tırsardım herhalde.

Bissürü magnetim oldu:) Koleksiyonuma son katkıyı Kurtuluş Tataristandan, Ahmet Anıl Brezilyadan ve Güllüşahım İspanyadan yaptı:) Ülke sayısı 15i aştı sanırsam:) Her ülkeden edinirim inşallah hayatımın sonuna kadar...

Böyle havadan sudan konuşmamın nedeni aslında yazıcam deyipte yaz(a)madığım şeyler olmasın sakın?

Bukettttt aklından neler geçiyor bakiimm??? Hıh?

Friday, 2 October 2009

Noolmuş?

New Moon un afişi olarak verebilirim bunu yetkililre makul bi ücret karşılığı. Cidden... Bide tripootum olsa neler çekcem kim bilir. Ben bu cümlede azıcık kendini beğenmişlik sezdim. Çok ayıp.
Bunlar Bilgisayardaki fotograflardı. Resmen 2 yıldır çektiğim fotograflar silindi. Eğer bi kez daha harici hard disk alırsam ki alıcam onu hiç sarsıntıya uğratmıycam, hiç düşürmiycem, gözüm gibi bakıcam...

Bayram dönüşü yazmak çok uzun zaman oldu ben de farkındayım ama çok zor günler atlattı buralar, daha doğrusu öğrencilerim... Biçoğu evini taşıdı ve okuldan ayrıldı, bazıları hala geceleri sel gelecek diye uyuyamadığını söylüyor. 2. hafta bitmesine rağmen sınıflar hala dolu değil. Öğretmen kadrosu tam ama öğrenci tayfası tam değil. Böyle garip bi çelişki var olayda...

Yukardaki civciv büyüyünce horoz olacaktı ama maalesef babam gece üstünü örtmediği için ölmüş. Kuzenimin civciviydi. Aldığımız adama geri verdiğimizi söyledik üzülür diye, her hafta pazara gidip civcivinin halini hatrını soruyo. Allahtan adam da idare ediyo.

Yıllarca radyodan dinlediğim trtfmi artık internetten dinliyorum. Buna da şükür.

Zar Adam diye bi kitap okuyorum şu aralar. Hayatımın belli bi kısmını zarla yönlendirsem noolur diye düşünmeden edemiyor insan. Bide şükrediyor o denli boşlukta olmadığı için...

kellog's k serisi corn flakes ler gerçekten kilo verdiriyo insana. Bizzat test edilip onaylandı.

U2 bile Türkiyeye gelirken Keane'in konser programına neden dahil olamıyoruz ki? Onnar da mı kürt açılımını protesto ediyor?

Yanlış anlaşılmak iğrenç bi duygu. Bi kez daha tecrübe ettim...

Thursday, 10 September 2009

Sevgili Blog;

Sana yeterli özeni gösteremediğimin farkındayım. İstatistikelrimin de gün gün taban yapmaya başladığının da ... Ama okul başlayana kadar onu da hallediyim, bunu da hallediyim, o belgeyi hazırliim, bu başvuruyu yapayım, sigorta bozuldu onu yaptıriim. Şununla hiç görüşmedm onunla görüşiim, evi temizliim, deprem korkusunu atlatiim, cart curt derken vakit geceyi buluyor. Geçen gün 150 gblık ağzına kadar dolu olan yegane harici hard diskimi de yere düşürüp çalışmaz hale getirdim yazın çektiğim fotoları da koyamıyorum.

Alakasız olucak ama çok güzel filmler izledim ben bu yaz. Adlarını yazıcaktım şimdiden yaziim olurda fikir almak isteyen olursa sorsun ben söylerim:) Herkes benim fikrimi merak ediyodur zaten.

V for vendetta
Into the Wild
The Bourne Identity -Supramacy -Ultimatum
Gran Torino
Taken
Changeling
Knowing
Devrim arabaları
The Duchess
Elizabeth
A walk to remember
Garden State
August Rush
Australia
Twilight
Monalisa Smile
Yes Man
The Reader
Revolutionary Road
The other Boleyn girl
7 pounds

Bunların hepsini izledim. Hatırlayamadıklarımı da hatırladıkça yazıcam. Bayrama kadar yazamazsam bayramdan sonra görüşürüz.

Saturday, 5 September 2009

Dönüş

Merhaba! 2 aydır uzak kaldıktan sonra bişiler paylaşmaya yeniden başlamak güzel:)

Ben neler yazacağımı bi sıraya koyayım yazmaya son sürat başlıycam inşallah. Bu arada yeni evime taşındım. Beklerim...:)

Mutlu kalın

Çok mu resmi oldu bu yazı ne

Friday, 10 July 2009

Summer time(!)

Fotograflarla özetlemeye çalıştım 'yaz'ın hallerini. Şimşek fotosu için yardımlarından ötürü Fadri Furrer'e teşekkürler:)

Wednesday, 1 July 2009

Temmuzz


En sevdiğim ayda en sevdiklerimle birlikte olmanın keyfini çıkarıyorum desem tabir yerine cuk diye oturur.

Yazmadığım dönemde bissürü bişey yaptım aslında ev taşıdım, kayseriye geldim, mıstıkıma kavuştum, bissürü kitap okudum, kilo verdim:)..

Keremle(ailenin en küçük elemanı( bakınız resim 1) )ilgilenmek durumunda olduğum için çok bişey yazamayacağım ama yinede maddelr halinde sıralalycam aklıma gelenleri..

1) Elif şafak'ın Aşk romanını okudum . Çok güzel. Öğretici, düşündürücü, mutlaka alınası, okunulası...

2) Bir de Piraye'yi okudum. 2 gün sürdü... Aşkın yanında çerez ama çok sürükleyiciydi o da.

3) Bol bol Göksel dinledim.. Son albüm harika olmuş herkese tavsiye edilir.

Biraz aceleye geldi bu yazı... idare edin:)

herkese iyi yazlar...

Sunday, 21 June 2009

Baba

Baba...
Bebekken ağzımdan çıkan ilk kelime
Baacım...
özlediğim...
hem çok çocuk
hem çok otoriter
bugüne kadar verdiği sözlerin hepsini tutmuş
ve her attığım adımın arkasında durmuş insan...
saygıdeğer...
en çok kavga ettiğim
belkide en çok kırdığım
ailemizin süpermani
evimizin direği
sevgisini her daim belli eden
herşeyimize yetişen
sarılması en içten olan
biricik...
5 aydır görmediğim
çok özlediğim...
babammmmm...

Monday, 15 June 2009

Yeni




Aman Allahım tam 10 gün olmuş!!! Blogun görünümünü değiştiricem derken bişi yazamadım. Ha değiştirdin mi dersen onu da yapamadım bissürü kod kaydettim artık tatilde sırasıyla deneip bakıcam.

Gece saat 11 ve hava sıcak olduğu için pencereler açık ve benim inanılmaz derecede midem bulnadığı için tişörtümü burnuma geçirdim o şekilde yazıyorum bu yazıyı . Nedeni dışardan gelen yemek kokusu. Teyzem ne pişiriyosun o pis kokulu şeyi bu saatte yaa. Adamda mide bırakmadı yimin olsun.

Dayım yengem ve deryam suyum geldi Aydından beni ve Artvini ziyarete. Onlar İzmirden 7de çıkıp 10 u çeyrek geçe Tarbzonda oldular bide Ankarada yarım saat mola verdiler. Ben 8de burdan yola çıktım mola vermeden 11 buçukta Trabzonda oldum ve garajdan beni alanlar onlar oldu benim onları karşılamam gerekirken. Yorum yapmak istemiyorum ama .ötümüzün dibindeki yere izmirden daha geç gidiyoruz. Yuh.

Gezinin 3. günü bitti. Trabzon zigana yörük çadırı- Hüsrev kuru fasulyecisi- Fındıklı TRADOST ve yağmur altında trekking- kafkasör - Artvin- Mavi ay- Yoyo ve yarın Macahelle geziye son sürat devam...

Friday, 5 June 2009

Otobronzan


Büyük bi heycanla beklediğim tiare çiçeği özlü otobronzanım geldi ve kollarımdaki çiller görünmesin bare diye ölesine sürdüğüm halk arasında KINA olarak bilinen sosyetik adı otobronzan olan kremnevi icat kokudan midemi bulandırmakla kalmadı kollarıma sürüp ellerime sürmeyince farkedilmeyen çilli kollarımın farkedilmesine insanların garip garip sorular sormasına benim saçma salak yalanlar uydurmama neden oldu. Ben ne biliim akşam sürünce sabaha kadar kapkara olacağımı.Gün boyunca bilemedim ellerimi nerde saklıyacağımı. Eller bembeyaz kollar bileklerden itibaren kapkara. Ardarda gelen 'Ortmeniimmm ne oldi kolunuza..Amele yanığımı oldunuz' ünlemleriyle çalkalandım. Bide dengeli sürmek lazımmış benim gibi alacalı bulacalı sürmeyin sakın sonuç çok fena oluyor. Okuldan gelince ilk işim kollarımı yapay bronzluktan kurtulma umuduyla liflemek oldu ama nafile. Çok iyi annadım Maykılın beyaz olmak için harcadığı çabayı. Solaryuma girenlere neresiyle gülüyoki? Konuyu dağıttım... Hala kına kına kokuyorum ve kahverengimsi kollara sahibim... Ama yılmadım, yılmıycam o kadar para verdim bari süriim de boşa gitmesin artarsa bazı şahısların biyerlerinede sürmeleri için veririm:) Yerini bi şekilde bulucak o otobronzan...


Thursday, 4 June 2009

Wednesday, 27 May 2009

Fatih Terimin parmağı

Ayşecik bugün haberleri izlerken heryerde Fatih Terimin parmak haberiyle karşılaşınca yaptığı yorum: 'Millet hastalıktan kırılıyo adam tek parmakla ortalıkta dolaşıyo...cık cık cık'

Yorumu destekliyorum:)

Yazacak çok şey bulamamın sebebi rutinlik. Bugün Twilight olarak da bilinen ALACAKARANLIK filmini izledim. Bende vampirlerin safına geçebileceğimi düşündüm:) Bahardan olsa gerek:)

Bu haftayı 7 sınav yapıp 150 kağıt okumuş ve o notları e-okula girmiş olarak kapatmayı planlıyorum. Planların içinde Lara Fabian'ın Je Taime şarkısını ezberlemek (nedeni yok-uğraş) 2 tane haftasonu pikniğine organizetörlük yapmak ve saksı boyamak var:)

Çok yoğunum çok.


Ha bide yeni yeni atlattığım bi kendimi salak gibi hissetme durumum var. Feysbukta hacklenmemle ilgili. İğrenç bi duyguymuş ya. Nedensiz bi şekilde çok utandım...

hadi...

Saturday, 23 May 2009

Kimppu*

Günlerden Cumartesi ve üst komşuda tadilat var. Zarrrrrrrr zarrrrrrrr deliyolar da deliyolar hem duvarı hem beyinleri. Ben de bi yandan copy paste yöntemiyle ordan burdan beğendiğim soruları wordde hazırlarken o iğrenç gürültüye maruz kalıyorum. Allahtan 12de başladılar...

Hava bozuk. Ama zaten çok işim var dışarı çıkmıycam o yüzden farketmiyo.

Annem Salı günü gitti. Ama oldukça iyiyim:) Vidalarımı iyi sıkılamış annem. Babam bu durumun üstüne bu yorumu yaptı.

Geçtiğimiz çarşamba 5 kmsi patikadan olmak üzere 10 km yürüyüş yaparak Aravet yeni adıyla arkaköye çıktık. 5 defa .öt üstü düştüm bi tanesinde çalılıklara takılıp yuvarlanmaktan yırttım. yani ben ölü de olabilirdim. Şimdi böyle annatınca pehhhh dersiniz ama resmen başka yerimden soludum ya. Dizlerim tir tir titredi walla o denli tırstım. Morluklardan ve kıyafetimdeki yırtıklardan bahsetmiyorum bile...

Annemi uğurladıktan sonra Dedemin yanına uğradım Kemalpaşaya. Yılın ilk kirazını ağaçtan topladım. Bissürü limon fotografı çektim. Hatta yukardaki limon çiçeğini desktop yaptım.

*Fincede Buket

Wednesday, 13 May 2009

Güneşşşş noolur gitme uzun bi süre!!!

Fotoğrafı Sony Cybershotla çektim. Rabişçim anaokulu öğretmeni, 26 yaşında , çok becerikli ve bekar bi şirine:) Herhangi bi durumda Bana ulaşın:))) Şaka bi yana o gerçekten muhteşem bi insan...Annemin fikri....

İl dışı tayinler açıldı bugün. Gün boyu berbat hissettim kendimi. İstanbuldan başka biyer açılmadı yine... Bu kadar çarpık bi düzenin parçası olduğum için çok sinirleniyorum bazen. Simgecim Artvin 1cisi olmuş:) Düzeldi moralim o yüzden.

Birsürü şey var yazıcam yazıcam diip de yazmadığım... Yükmüş gibi hissediyorum omzumda. Bi daha yapmıcam . Bundan sonra aklıma ne gelirse onu yazıcam. O kadar.

Sunday, 10 May 2009

ANNELER GÜNÜ


CANIM ANNEM;
Anneannem
Nurşen yengem
Rabişçim teyzoşçuğum
Sevgi teyzem
Fatma teyzem
Aysun
Serpil
Eliş
Esengül
İlmoş
Havva Teyzem
ve aklıma şuan gelmeyen ve şuanda bu satırları okuyan bütüüüüüün annelerin anneler günü kutlu olsun... Hepsi her daim çocuklarıyla gurur duysun...

Bu arada resimdekiler annem ve ben... Annem 22 ben 2 yaşındayken... 1985...

Erken doğmuşum ben

Hayır atılan başlık pişmanlık diil, karşı koymak da diil ama ben gerçekten 5-6 yıl daha geç doğsaydım daha şanslı olacakmışım gibi geliyo. Yani bööle gıptayla bakıyorum onnarın sahip oldukları imkanlara... Aç gözlüyüm aç...

Genç mikrofon yarışmasını izliyorum 2 haftadır. Benim de öğrencilerim onlar kadar becerikli... imkanları yok yalnızca. Bi dans yarışması olsun ben de benim pıncırlarımı yarıştırıcam. Bu arada Genç Mikrofondaki favorim Davutpaşa Lisesi. Hepsi çok başarılı ama devlet okullarında bu tür aktiviteler yürütmek 'herşey prosedürlere bağlı olduğu için' 5 kat daha zor. Bu yüzden devlet okullarında bu tür aktiviteleri yürütmek daha zor , imkan yönünden daha kısıtlı ama başarı olarak bunlara rağmen Davutpaşa Lisesi inanılmaz başarılı.

Bu arada Hafta içinde yine bilgi yarışmamız vardı.3. olduk Afferin bize...

Anneler günü için ne tür bi aktivite yapacağımı hala kararlaştırmadım ama bi çılgınlık yapıcam tuvalet kağıtlarıyla:)hehe

Hava hala kapalı veya yağmurlu veya rüzgarlı... Küreyi kızdırmaya devam edin siz... Daha neler görücez. Küçük büyük bütün akarsulara HES(hidro elektrik santrali) yapacaklarımış burda... Çok ciddiyim. Harun Tekine haber vericem.:)

Annem ünlüyo.(egecede çağırıyo) Gittim ben ... Mını mını yapcazda...

Sunday, 3 May 2009

2 Mayıs


Bugün annemle kahvaltıdan sonra yürüyüş yapıp köye gittik. Hanifeciğim, havva teyzem, deryoş ve arzuyla vıdı vıdı yapıp yaktığımız kalorileri geri aldıktan sonra evimize tekrar yürüyerek döndük. Yani toplamda 10 km yürüdük. Sonra yolda yılın ilk dağ çileklerine rastlayıp topladık.


İl dışı yer değiştirme klavuzu yayımlanmış dün. 12sinde tercih dönemi başlıycak.Okudum ve uyuz bi filin içime oturmasına sebep oldum. 1 ay yüzünden 1 sene daha doğu görevi yapacak zorunda olmak çok canımı sıktı. Anadolu liselerine öğretmen alımı olmayacakmış gibisinden söylentiler bi daha canımı sıktı. Annem burda olsun bana bişey olmaz diyerek düzelttim moralimi. Hele bi açılsın tayinler o zaman karar veririz dedik. Şimdilik unuttuk o konuları.


Bugün çektim bu fotoyu da.Hayatımda ilk defa bu renkte ve boyutta bi tırtıl gördüm. Hormonlu bişiler yemiş sanırsam.
Pis tırtıl hain tırtıl niye yedin bizim yaprakları çıtır çıtır:)

Friday, 1 May 2009

1 Mayıs

* Ulusal tatillere bi gün daha ekledik. :) Bütün avrupada tatilmiş zaten biz nası bu kadar bekledik bu konuda annayamadım:)

Bir de Türkiyedeki öğretmenlerin çok tatil yaptığı söylenir hep başka ülkelerle kıyaslanıp vıdı vıdı edilir. Avrupada eğitim dalında birinci ülke Finlandiya bile (ve biçok avrupa ülkesi) 2,5 ay yaz tatili, 15 gün christmas, 1 hafta easter, 2 gün bir mayıs başta olmak üzere daha adını sayamadığım bi dolu tatil yapıyo.

*Nimet Çubukçu bugün itibariyle yeni Milli eğitim bakanı oldu. Annemle adaş olması durumu olumlu kılsa da 1 ay geçmeden bişeyler söylemek çok zor. Gerçi 1 ay geçtikten sonra düşüncelerimi burda paylaşmam daha da zorrrr.

*Aslında bugünün en anlamlı önemli ve sevindirici olayı annemin gelmesiydi. 'HOŞGELDİN EMEKÇİ İNSAN' diye pankart açıp karşılamak geçti aklımdan ama sonra tırstım beni gösterici falan sanarlar diye.Lakin küçücük hopada akın akın insanlar bayrak ve pankartlarıyla
çığrınıyodu.

*Yves Rocher'ın gerçekten kaliteli bi ürün olduğu tarafımdan bi kez daha kanıtlandı. Fransayı sevmese de taktir etti.

*Dün Borçkada İ-NA-NIL-MAZ şiddette bi rüzgar vardı. 'Şöyle 5 kilocuk daha hafif olsaydım kesin yıkılırdım ki ideal kilomda olsam havada savurup çoruha atardı beni o rüzgar.' Dün o rüzgarda bi elimle etekle cebelleşirken diğer elimde alışveriş poşetleriyle demir köprüden geçerken bunnarı düşündüm. Bide Troy kitabındaki rüzgar tanrısı geldi aklıma kızınca esiyodu. Ne salakça.

Friday, 24 April 2009

23 Nisan


Kapalı, soğuk ve yağmurlu hava şartlarına rağmen pıncırlarım eğlendi ve eğlendirdi. Kutlu ve mutlu geçti. Dansımızı buraya koymayı çok istiyodum ama boyutu sığmadığı için koyamıyorum. Mıstıkım bi ayar çekip de 100 MBın altına indirirse videoyu hemen buraya koyucam çünkü pıncırlarım 4 gözle kendilerini izlemek istiyorlar ama şimdilik bununla yetinelim:) Harikaydınız:)

Manga Manga Manga

Şehr-i Hüzün yen albümlerinin adı.
5 gündür dur durak bilmeden heryerde dinlediğim, dinlemek istediğim, dinlemeye doyamadığım harika bi albüm yapmışlar!!! İlk albümünden de güzel ki bunu başarabilen çok az grup veya sanatçı var. Kesinlikle edinmenizi öneririm. Şarkı sözleri ve melodiler mükemmel.

Birde Nil ve Keane dinliyorum son zamanlarda çokça. Nilin son albümü öncekinden daha güzel ama ilk ve 2. albümleri bambaşkaydı...

Keane'in O2(Londra)deki canlı konser kayıtlarını 3 kez izledim ve defalarca daha izleyebilirim. İzlemenizi de öneririm.Bi sonraki hedef belirlendi. Keane konseri:)

Sunday, 19 April 2009

Anneme - Annelere

video

Söz-Müzik: Nil KARAİBRAHİMGİL

Solist: Buket

Gitarist: Ayşecik

Ps: Erken bi anneler günü hediyesi bu. Bekleyemem ben o kadar. Sabırsızım:))

Bu arada annem 1 mayısta burda, işçi bayramını kutlıcaz beraber inşallah.:) Dört gözle bekliyorum kendisini.

Bu şarkı Bide ELİŞİME gelsin... İyiki doğdun canımcım. İyiki varsın...

hihi

Friday, 17 April 2009

Mert ve Çilek


Bugün nöbet sırasında pıncırları kontrol altında tutmaya çalışırken bi yandan da belki güzel resimler yakalarım diye fotograf makinamı yanıma aldım. Ve kızarmaya yüz tutmuş dağ çileklerini görünce hemen çekiim dedim.Bana Alerji yapsa da bence en güzel görünüşlü meyve çilek.


Resimde gördüğünüz yakışıklı Mert.4. sınıf pıncırlarımdan. Gerçektede göründüğü kadar sevimli ve sempatik. Mertin adını hatırlayamadığımda tarif etmek zor olmuyodu benim için. 2 gamzeli velet:) Geçen gün ablası çok komik bi olay anlattı. Mert küçükken aynada kendini görünce benim yanaklarımda delik var diye ağlamaya başlamış. Zor açıklamışlar durumu:)


Karınca ve çilek çiçeği.

Thursday, 16 April 2009

Zafer

Pıncırlarım yani Demirciler İlköğretim Okulu bugün bilgi yarışmasında ilçe(Borçka) birincisi oldular. Kadrolu yalnızca 2 branş öğretmeni var okulumun ve bunlardan biri İngilizce diğeri Teknoloji Tasarım . Tabiki başka okullardan gelen süpper ötesi öğretmenlerimiz var ama Fen ve matematik derslerinin branş öğretmenleri henüz bu hafta başladılar(2. dönemin bitmesine 2 ay kala!!!). Büyük özveriler göstererek. Yani Yaklaşık 2 ay kadar ne matematik ne de Fen bilgisi öğretmeni olmadı pıncırlarımın ve toplamda dersaneye giden öğrenci sayısı bir elin parmağını geçmiyor.

Aslında benim burda anlatmaya çalıştığım şey başka...ve bu anlattığım başka bişeyi birilerinin anlayabilmesi... Tabi ne kadar anlamak istenirse...

Başarının istekle doğru orantılı olduğunu düşünüyorum ve pıncırlarımla gurur duyuyorum...İyiki de sizin öğretmeninizim:)

Bu gaz bana bayağı bi gider artık:) Üşenmeyip gecenin şu saatinde chocolate cake bilen yaptığıma göre pıncırlarıma oldukça umut vaad eden durumdayım:P

yesinner de büyüsünler ve daha çok pantolon patlansınlar:)
bi pantalon patlatma modası var şu ara okulda:) pantalonunu patlatan doluyo sweatşirtü beline dolaşıyo:) O denli normal oldu yani erkekler arasında:) Tabiiki ben zamanında kendisi de pantalon patlatmış biri olarak bu eğlence fırsatını değerlendirmekten hiç geri kalmıyorum:)

Wednesday, 15 April 2009

Farkındalık or unawareness

Kendi kapasitesinin farkında olmayan insanlara inanılmaz sinirleniyorum ve mümkünse onlardan uzak durmaya çalışıyorum. Bu söylediklerim yalnızca 20 yaş ve üstü için geçerli.

Şimdi farkındalık nedir ne değildir ben 2 saat anlatmıycam ama kısaca bi insanın neyi yapıp neyi yapamayacağını bilmesidir ve kendini tanımasıdır.

'Ayy yapamam ama belki denersen yaparım, ay kesin deniycem ama hiç bilmiyorum, yapamayadabilirim , yapsammı yapmasammı...' olayını çok yaşıyosanız muhtemelen size de sinir oluyorum veya olurum... Madem olay seni aşıyo hiç bulaşma demi. Ne hem kendini hem başkalarını geriyosun... Cık cık cık...

Ben yine birine çok kızdım galüba!:)

edit : Bide bişeylere sinirlenip böyle birden saçma sapan yazılar yazdığım zaman kendime çok sinir oluyorum.

Sunday, 12 April 2009

Şiir

Ben İngilizce Örtmeni olarak Türkçe derslerine de giriyorum 6. sınıflarda.Nedenini söylemeye gerek yok herhalde. yani bu konulara hiç bulaşmiim. Çünkü çok can sıkıcı durumlar söz konusu...
Neyse. Şiir Bilgisine geçmeden önce sevdiğiniz -yazdığınız -ezberlediğiniz şiirler varmı diye sordum pıncırlarıma. Bi öğrencim kalktı aşkla ilgili bi şiir okudu. Gözleri mözleri içeren. (ben de hiç sevmem şiiri gayet sırıtık bi şekilde memnuniyet izlenimi vermeye çalışıyorum. ) Ardından Başka bi öğrencim arkadaşlıkla ilgili bi şiir okudu. O güzeldi ama benim aklımda en sonuncusu kaldı. Ki zaten sonuncusu şiir değildi kesin kamyon yazısıydı ama benim aklımda sadece o kaldı. Ufukum örtmenim ben de çok güzel bi şiir okumak istiyorum diince . Oku Ufuk diye bi güzel gazladım. Ufuk sesini ayarladıktan sonra başladı ve şunu söyledi:

Evlenip balayına gideceğime
Evlenmedim alayına gittim..

Bu kadar tiçır.:)

Gülermisin, kızarmısın ilk anda karar verememekle birlikte kendimi tutamayıp gülmeye başladım...

Yine aynı sınıftan başka bi öğrencim geçen gün şunları söyledi İngilizce dersinde Simple present tensele ilgili alıştırma yaparken:

Tiiçır biz bu kadar kafa yorup İngilizceyi öğreniyoruz peki İngilizler Türkçe Öğreniyomu?

Ben: Hayır arkadaşlar onlar Türkçe öğrenmiyolar.

E Tiiçır o zaman nası anlaşıcaz biz onlarla:))

Ben: !?!!!!!!(allahtan bi müddet düşününce çözdü olayı!!!)

Friday, 10 April 2009

Bahar Uyuzluğu

Yılın 9 ayı en sevdiğim mevsimin bahar olduğunu söyler bahar gelsede şöyle olsa böyle olsa şunu yapsak bunu yapsak der mart ayına girince daha bi mutlu hissederim. Ama...

Ama diğer mevsimlerde yaşamadığım şeyleri yaşamaya başlarım ben baharla birlikte. Mart hep şubattan daha soğuk daha yağmurlu daha kasvetli geçer. Ağaçlar çiçeklenir etraf yeşillenir ama bu sefer benim dengem bozulur. Alerjim tavan yapar günde 2 paket mendil tüketim mevsimim açılır sürekli güneşi görsem bi hapşırsam da rahatlasam diye gözler güneşe dikilir(bunu yapıyorum cidden) , depresif mod ruhu sarar, herşeye çabuk sinirlenilir birde bunu yaşayan sadece sen olsan millet sana belki katlanabilir ama bu durum herkeste aynıdır. manasız bi gerginlik, stres, uyuzluk...

Ben baharı yazın habercisi olduğu için seviyorum. Yoksa böyle bi mevsimi sevmek getirdikleri açısından çok akıl karı değil yani.Zaten insanların depresyona girdikleri mevsimmiş. Bahar çok kızdım sana ben. Karar verdim ben yazı senden daha çok seviyorum.


Özel soru:Gülşah ve filo bahar diince benim aklıma ilk gelen hayvan kedi oluyo neden acaba?:))

Wednesday, 8 April 2009

Enstantane-Diyafram-Fotograf Makinam



Bu hafta sonu fotografçılık kursuna gidip 2 saatte fotograf makinamı ve içinde ne kadar sayısal değer, işaret harf varsa öğrendim. Hayır bu kadar kolay olduğunu bilseydim bu kadar ertelemez kendimi automatik çekim modundan sıyırırdım ama hala manuel ayarlarla foto moto çekemiyorum ben. Onu bunu ayarlayıpta çekersem ben anca yarım saatte net bi fotograf çıkartabilirim. Yukarda -1 - 0 - +1 ayarlarıyla arka arkaya çekilen 3 resim var kaldıki bu fotolarda sadece ışık ayarları farklı. Yani daha neler yapabileceğinizi siz hayal edin.
Bir de anladım ki en iyi fotoğraf makinası Nikon. Yani fikriniz olsun ama benimkisi de hiçbişeyden geri kalmıyo HDR hariç herşey varmış. Bizzat kendi gözlerimle gördüm en krallarıyla kıyaslayarak.

Bu arada en yakın zamanda HDR bir foto yapıp paylaşıcam sizlerle de .

Konu çok oturup yazacak zaman yok! Ne kadar uyuz bi durum.

Mutlu kalsın herkes.

Thursday, 2 April 2009

Rüya

2 gün önce rüyamda Atatürkü gördüm. Bunda mutlaka yatmadan önce Anadolu Lisesleri sınavı içn çalıştığım İnkılap tarihi kitabının payı vardır ama hayatımda gördüğüm ender gerçekçi rüyalardandı. Rüyadan sonra ona karşı hayranlığım 1 kat daha arttı yemin ederim. Öğrencilerim de nemden etkilendiler bazıları rüyalarında atatürkü görmek için inkılap tarih kitabını okuyomuş:) Çılgın bunlar!!! Çok garip sorular sordular ;
-Tiçır yanında latife hanımmı vardı fikriye hanımmı vardı:)
-Tiçır gömleği ne renkti beyazdan başka bi renk giymezmişde:)
-Tiçır telefonunuza bi bakın bazen gerçek oluyomuş bu tür olaylar:)
-Tiçır sizin ne işiniz varmış cumhuriyet balosunda:)))
Rüya olduğunu söylessem bile o kadar heycannıydımki gerçek sandılar:))

Rüyamda Cumhuryet balsou varmış bende davetliymişim:) İnaznılmaz güzel sohbet ettik ATAMla yani gerçek olsa bu kadar olurdu!!! Sonra telefonumla kendisiyle öğrencilerime göstermek için fotoğraf çektirmek istediğimi söylediğimde hemen birlikte çekinmek için birilerine rica etti öğrencilerime bide selam yolladı. Benimkiler inanılmaz gaza geldi şaka maka bunu anlatınca. İnanılmazdı... Ağladım rüyamın sonunda . Ya cidden gerçek gibiydi. 3. boyutamı geçtim naaptım rüyamda:))

Ben gugıldan bunu buldum Cumhuriyet balosu fotosu olarak ama benim rüyam çok daha modern versiyonuydu . Hatunlar falan çok güzeldi..

Saturday, 28 March 2009

Dünya Saati- Earth Hour

Bu konuda hafta içinde öğrencilerimi bilgilendirmediğim için kendimi çok salak hissediyorum. Çünkü böyle konularda inanılmaz duyarlılar.

Onları aydınlatamasam bile umarım haberi olmayan bikaç kişiye bloğum aracılığıyla ulaşır saat 20:30 la 21:30 arasında ışıklarını söndürmelerini rica edebilirim ve belki onların çok küçük ama önemli bir harekete katılmalarına yardımcı olabilirim.

Bu postun üst kısmını elektrikler gitmeden önce yazmıştım ama elektrikler gidince her şey yalan oldu tabi. olsun yayınlıycam yinede bilmeyenler fikir edinir en azından bu konuda...

http://www.earthhour.org/news/tr:tr

Wednesday, 25 March 2009

Oha!

Bu aralar çok kullanıyorum bu kelimeyi hemen anlaıcam sırayla olayları.

1.si İsveçte Süper bilgisayar(Dünyanın mevcut koşullardaki en ii özelliklerine sahip bilgisayarlarına deniyomuş) labratuarına girmeleri için pasaport işlemleri gerektiğini falan söylemişti kardeşim. Bizde herhalde database falan kaydediyolar kullanıcıları diye bişiler uydurduk. Sonra için aslını öğrendiğimizde şok olduk. Çünkü süper bilgisayarları üreten Amerika istediği ülkelerin vatandaşlarını alıyor istemediklerini almıyomuş o labratuara. Yuh ya.
Bir gün öncesindede adamlara helal olsun şişmanlatan enzimi buldular diye yazı yazacaktım ama vazgeçtim. Politik nedenlerle insanları bazı olanaklardan mahrum bırakmaya kesinlikle karşıyım...Benim karşı olmam çok şey değiştircek sanki.

2.oha bize. Rotasyon doktorlar için 7 aya inmiş. Ne demek ya. Ben gerçekten çok uyuz oldum bu olaya. 5 yıl ve 7 ay. Çarpık ve adaletsiz. Ben şanslı biriyim ama biçok koşulda yıllarca çalışmak durumunda kalan insan var. Hiç kendini düşünmediğini ifade etmeye çalışan ama başaramayan içten içe kendini yiyen insan. KimPPu.

Oha demiycem ama bi konudaki başarısızlığımızdan bahsedicem. vakti zamanında Yaptığım kağıt toplama kampanyasıyla geri dönüşüm için 2 tona yakın kağıt toplamıştık. Ne mi oldu? Hepsi yakıldı. Bi çok defa aradım ve fabrika almaya gelmedi. para falan istemiycektik. Amacımız 16 tane ağaç kurtarmaktı. Ama ne bende ne öğrencilerde heves bıraktılar. bazı ülkeler yakıt tüketiminin %40 geri dönüşümden karşılarken bizde rusyanın verdiği gaza böyle muhtaç olur bi ton doğal gaz faturası öderiz. Aval aval bakakalırız. Uyuz oluruz uyuz ederiz.

Tamam yeter bu kadar kötümserlik. Bahar geldi. Mutlu olmalıyım. benim mevsimim.

Friday, 20 March 2009

Sevgili Günnük;




Bu sıralar sana istediğim önemi veremediğimi düşünüyor ve üzülüyorum. Romada bloğuma koymak için biçok fotoğraf çektim ama Gülşahçığımdakiler de gelsin de ortaya süpper bi yazı çıksın diye bekliyorum. Yani madem yazıcam adam gibi bişey olsun istiyorum. Comenius kursunda yaptığımız aktiviteleri de anlatmak daha fazla öğretmenin yurt dışına açılım çabalarında motive edici rol oynamayı umuyorum. Bu yazdıklarımı en geç 2 hafta içinde faaliyete geçirmeyi planlıyorum.

Duman ve Nil yeni albüm çıkarıp beni çok mutlu ettiler. Beni okuyorlarsa kendilerine sevgilerimi sunup teşekkür ediyorum.

23 Nisan çalışmalarına okulca başladık. 60 öğrencimle birlikte Jai Ho şarkısı eşliğinde slumdog millionaire filminin sonundaki dansın aynısını yapmaya çalışıyoruz. Çok zorlanıyoruz. Hamlıyoruz...

Mutlu son olsun diye bahar belirtisi taşıyan iki tane fotoğraf koymak istiyorum. İtalyadaki ağaçlar , papatyalar ve insanlar türkiyedekilere çok benziyolar. Ne kadar garip dimi günnük?
Keşke comenius kursu Yeni Zelanda 'da düzenlensede ordakiler de benziyomu bi görsek.

Neyse. Bi dahaki sefere kadar...

Arrivederci!

Monday, 16 March 2009

Adaptasyon aşamaları

Romadan sonra köyüme adapte olmaya çalışırken bol bol film izliyorum. Biricik kardeşim sırf o filmleri bana vermek için geldi zaten isveçten:)

3 günde izlenen 6 film oldukça iyi bi sonuç. Sırasıyla:

-The other Boleyn girl

-Vicky.Christina . Barcelona

- Slumdog Millionaire

-Garden State

-Jeux D'enfants

-Revolutionary road

Walla hepsi güzeldi. Garden state ve slumdog millionare in müzikleri çok güzeldi. Hatta slumdog millionarie'in sonundaki dansı 23 nisanda yaptırcam:) Fonda çalan müzikle...

Bana uyuklamadan eşlik edip, kahve yapıp, mısır patlatıp adaptasyon aşamama katkıda bulunduğu için caanım ev arkadaşıma teşekkür ediyorum...

Okuldan - Pıncırlardan

Ben her zaman diyorum benim öğrencilerm farklı diye!!!! Yani yaratıcılık ve şirinliklerini buranın havasına bağlasam diil onnar benim öğrencim oldukalrı için böyleler:)) Burda Shakespeare sanatı kullanıyorum çaktırmadan... Annayana:) (Shall I compare thee to a summer's day!!!)

Bugün bu sefer 4 sınıflarda food and drinks yani yiyecekler ve içecekleri öğreniyoduk. Sıra sebzelerdeydi. Ben önce domatesi çizdim ve adını söyledi.

-Tomato (tomeyto)
Arkamdan tekrarladılar.

Ardından patetesi çizdim ve söyledim.

-Potato (poteyto)

Sonra sıra salatalığa gelince ben söylemeden bağırdı bi öğrencim.

-Hıyarto

Tabi ben iptal oldum:)))

Pıncırlarım onnar benim...

Thursday, 12 March 2009

Roma

The Colesseum


Eğer geçen sene bu zamanlarda biri bana Romada en yakın arkadaşımla ve kardeşimle hasret giderip heryeri birlikte gezip pizza yiyeceğimizi söyleseydi 'get allasen ' der belki bide dalga geçerdim biyerlerinden neler uyduruyo diye ama oldu.

Geçen hafta Gülşahım mıstıkım ve ben birlikte Roma turu yapıp trevi çeşmesine para fırlatıp, colleseum'un önünde fotoğraf çektirip, Romayı keşfettik:) 8 saatçik de olsa kardeşimi 7 ay sonra görmek çok güzeldi ama ayrılık boyutundan bahsetmek istemiyorum...

Roma biçok kişinin de söylediği gibi çok çok çok güzel bi şehir. Böyle her tarafından tarih fışkırıyo. Çok huzur verici bi kere. Kendimi Londradayken çok tedirgin hissetmiştim ama italyada ingilizce konuşan insan sayısı yok denecek kadar az olmasına rağmen ve biçok kez vücut diliyle anlaşmamıza rağmen hiç problem yaşamadık. Her köşe başında önemli bi yapı olduğundan hemen öğreniveriyosunuz zaten sokaklarıda... Girdiğiniz tarihi kütüphanelerde kitaplara haritalara resimlere bizdeki gibi camların ardından değil ellerinizle dokunarak sayfalarını çevirerek karıştırarak bakıp inanamıyosunuz. Ama italyanların tebrik edilecek bi yönü varsa o da tarihlerine ciddi önem gösterip eserlere sahip çıkmaları bu yüzden bonkör davranıyolar bence ...

Diğer bi garip yönü tren ve otobüslerde biletini şöförün yanından okutturmuyosun. Arka taraflarda adını bilmediğim ama bilet bastığımız o şeyler. Çok garip geldi. ister bilet al ister alma- nası bi kontrol sistemi var acaba...Pesto pizza

Yemekleri tek kelimeyle süpper!!! Tramisu, pasta, rizotto, pizza, roma dondorması, roka, pork hemen hemen hergün tüketilen vazgeçilmezler. Porku bilmem ama hiçbiri burdakilere benzemiyo ondan eminim. Kaldığımız otel yemekleriyle de ünlü olduğundan (Villaferrata Park Hotel) aşçı çok başarılıydı. Böyle filmlerdeki gibi de bazen mutfak girişinden yemek yiyenleri gözlemliyodu:)

Aklımda yazmak için çok şey biriktirdiğim için toparlayamıyorum. Zamanla anlatacak çok şeyim olacak roma hakkında, arkadaşlarım ve kurs hakkkında ama uzatıp da canınızı sıkmak istemiyorum...
Frascati - Romaya 20 km uzaklığındaki şirin ötesi kasaba...