Wednesday, 31 December 2008

Kar Tanesi


Bugün burda accaip kar vardı . Kar yağdıkça biz heveslendik tatil olur mu acep diye ama hevesimiz kursağımızda kaldı. Ya o kadar kar nereye gidiyo allasen? Yağıyor ama hiç birikmiyor burda. Ama köye yağdığı zaman 2 saatte hertaraf bembeyaz.

Bugün sırf bloğuma Kar Fotoları yazarak gelenler kar görsün diye fotoğraf makinemi okula götürüp kar fotoğrafları çekecektim ama alarmı mı çalmadı ben mi duymadım bilmiyorum , 8.50de yetişmem gereken servise 8.45 kalkıp 8.55te yetiştim. Nasıl yaptın diye sormayın ben bile anlayamadım.O telaşede de aklıma değil fotoğraf makinası lenslerim bilen gelmedi walla. Yani Kar fotoğrafı 'henüz ' çekemedim ama Kar Tanelerini makro çekim yaparak o hayret edici görünümlerini gözler önüne sermeye çalıştım:)

Ha bu kar tanesini nasıl yakaladım o soğukta??? Balkondan kolumu yaklaşık bi 15-20 dk şu vaziyette uzattım biyerlerim donaraktan. Artık görenler ne dedi ne düşündü bilmiyorum ama pek sağlıklı olduğumu düşündüklerini sanmıyorum.
Son olarak 2 gündür güldüğüm fıkrayı okumanız için sizleri Buraya yönlendirmek istiyorum...

Bide yeni yıl yazısı yazılması lazım onu yarın yazıcam inşallah...

Saturday, 27 December 2008

İsrail

Eğer elimde bi atom bombası olsaydı yeri hazırdı.

Thursday, 25 December 2008

Ataraksiya

Geçenlerde Şanslı Slevinı izlerken Josh Harnett adamları patır patır öldürüp tepkisiz tepkisiz dolanırken tepkisizliğinin nedenini ataraksiya hastası olmasına bağladı. Bende merak ettim böyle bişey var mı acaba diye ve bugün geldi aklıma araştırmak filoyla telefonda vıdı vıdı yaparken ve vikipedide buldum.
Ataraksiya, kişide tepki yokluğu, bu nedenle oluşan durgunluk durumu, hiçbir etkiyle uyarılamayan ruh dinginliği, acıya ve sevince ilgisizlik. miş. Ya cidden çok enteresan bi hastalık.koskoca filmde aklımda kalan tek kelime bu olmuştu ve film için uydurulan bişey olduğunu bile düşünmüştüm. cahillik zorrrr...

Geçenlerde yeni bişey daha öğrendim. Grup Vitreus diye tamamı göz doktorlarından oluşan bi grup var. Facebookta aratın bulursunuz:) Aslında çok şaşırtmıştı bu grup beni yani etrafımdaki 1. dereceden 5 dr.dan 5i de anlamayınca müzikten insan elinde olmadan genelleme yapıyor doktorlar müzikten anlamaz diye ama öyle değilmiş. Neyse ben bu vitreus ne demek ya diye bi araştıriim diince gözümüzde bazen patlayan ve uçuşan şeylerin bunun bozulmasından yani vireus dejenerasyonundan olduğunu öğrendim.

Son olarak tıp okumaya karar verdim(pıssss) . Yani bu piskolojiyle hiç bişey olmazsa piskiatrist olur(hayır hiç bişey ima etmiyorum ben!!!) en olmadı zati herkeş aile hekimi oluyomuş:P
ewt ewt baba ben doktor olcam :)) okuturmusun beni????

Biliyo musunuz?


Did You Know? from Amybeth on Vimeo.

Wednesday, 24 December 2008

Şekerleme

Bi daha okuldan gelince uyumıcaaaMM!!!!!!! Bunu her seferinde söylesem de ya yazılı okurken ya da kitap okurken engel olamıyorum ben buna yaaa:( Ondan sonra stumble olmayan site ntvmsnbcde okunmayan haber ve forward mail, ve çitten atlayamayan koyun kalmıyo.... son bu son yapmıcam bi daha....

Sunday, 21 December 2008

KONUŞMAK


Konuşmak - Yasemin Mori


Bu hatuna Maşallah demek istiyorum : MAŞALLAH :) Böyle bi şarkının arkasına da pek arabesk oldu bu yazı. Olsun...

Saturday, 20 December 2008

Kendi kendine oluşan Conseptler (!)*

Bugün orjinal adı tutum yatırım ve türk malları haftası olan ama bizim yerli malı haftası olarak bildiğimiz haftayı resimden de anlaşılacağı üzere büyük bir curcunayla kutladık. Herhalde ilk ve son yerli malı organizasyonum oldu. Abu ne biçim bi gürültüydü o ya!!!!
Bu fotoğraftaki cimcimeler benim kuzenlerim şevval ve zeynep. walla keşke her yer onların odaları ve dünyaları gibi pespempe olsa.Ben bunları gördükçe acaba ben idiot bi çocukmuydum diye düşünüyorum bazen. Ya çocuk milleti dediğin her şeyi bilmemeli pabuç kadar dili olmamalı ne biliim . cık cık cık
Bu fotoyu nası çektim ben bile anlamadım bi daha da buna benzer bişey çekemem herhalde. Bu ne be! diyebilirsiniz ama bence küsel .
Kar taneleri. Nilüfer geldi aklıma.
Evimizin önündeki ağaç.
kayseriye giderken hopa arhavi arasında heyelan oldu ve 1 saat beklemek zorunda kaldık.Bu kaya dağdan yuvarlanmış, yoldan geçmiş ama denize düşememiş . Bana bu daha enteresan geldi. Bide karadenizde yaşayan birinin ölme olasılığının diğer bölgelerdeki insanlarla karşılaştırılmasını talep ediciim devletten!!!

Elimde makine vardı otobüsün içinden çektim. başarılı değil ama BENCE güzel. E önemli olan da bu olduğuna göre ....???

*walla başlığın ne anlama geldiğini bende tam çıkaramıyorum aklıma bianda o geldi . Manasız ama manalandılılabilir. Daha fazla saçmalamamam bloğumun okununabilirliği açısından ii olucak sanırım.

Friday, 19 December 2008

Yazı

Şu saatte uyku tutmayışının nedeninimi anlatsam yoksa 3 gün içinde wordün vermiş hatalar yüzünden hazırladığım belgeleri-sınavları tekrar hazırlarken (veya hazırlamazken) içten içe edilen küfürlerden kimin nasip aldığındanmı bahsetsem veya ben size tower bloxx oynadıktan sonra büyüyüp inşaat mühendisi veya müteahhit olmaya karar vermiş olmamı açıkliim.

Ben en güzeli gidip uyumaya çalışayım yoksa yarın tutum yatırım ve türk malları haftasında cozutup cocacolanın faydalarından ve 3 günlük dünyada tutumluluk yapıpta pişman olmaktansa istedikleri gibi yaşamalarından bahsederim falan...

Biz tutumlu çocuklarız
Para dolu kumbaramız

(yalaaaaannnn yimin oosun)

Monday, 15 December 2008

10x10

Başlıktan çıkan sonuçta 2 gündür tükettiğim mendil adedi gizli. Bu hastalığın adı grip diil başka bişey olmalı ne biliim sulu sepken falan olmalı mesela burdan sesleniyorum TDK'ya. Gün boyunca soğuktan tir tir titredikçe okulda benim burnum daha da bi faaliyete geçti yani cidden önünü alamıyorum. Doktora gitmek için çok kıytırık olduğunu düşünüp şimdilik erteliyorum.

Yarın Müfettişler ziyaretimize geleceği için daha fazla yazamadan gidiyorum ama bayramda küsel fotolar çektim. Koyucam buraya bu haftayı bi atlatiim hayırlısıyla... Sınavlar, hastalık, teftiş ....

Korkuyorum anne al beni içine...

mutlu kalınız bide sağlıcakla kalınız

ps: walla başlıktan aklıma geldi dört X dört diye bir grup var rock tarzında. Kesinlikle dinlemenizi tavsiye ederim. Yani ben dinledim çok beğendim.

Thursday, 4 December 2008

bayrammmm


Gerçi et sevmeyen ben (hiç inandırıcı gelmediğinin ben de farkındayım) açısından adı çok iç açıcı gelmese de 10 günlük tatil kulağa süpper geliyor.

Herkese şimdiden iyi bayramlar .

Çeyrek asırlıksanız, kış mevsimindeyseniz, gökyüzünde büyük ayıyı görebilmişseniz, Ailenize kavuşma ve 10 günlük yatış arifesindeyseniz hayat gerçekten çok güzel...:)

Papatyaları okulumun önünde çektim bayram hediyesi olsun uğrayanlara:). Ya bu mevsimde papatya olmuyodu burda küresel ısınma buraya kadar geldiyse sonumuz cidden çok kötü bak demedi demeyin.

gittim ben
lülü

Wednesday, 3 December 2008

Anlatmam lazııımm

Bugün 5. sınıflarda Food and Drinks konusunu işliyoduk. Yiyeceklerin resimlerini çizip sonra adlarını yazıyodum onlarda resimlerden tahmin ediyolardı anlamlarını. Neyse tahtaya balık çizdim ve ingilizcesini yazmadan bağırdılar hep bir ağızdan

- HAMSİİİ

Ben no diip fish yazınca yanına haaaaa baluuuk dediler. Neyse ondan sonra tahtaya 1 tabak patates kızartması çizip yanına fries yazınca bu sefer:

- O ZAMAN BU HAMSİ DA

:)))
tabi ben güldüm. De ya hamsinin bi balık çeşidi olduğunu ne zaman kabul edecek bu karadeniz?
Bence hiç bi zaman :)

Herşey güzelde bide öğle aralarında yemeseler şu hamsiyi ...sınıfa kokudan girilmiyi daaa. Tiksindim yeminne hamsi kokusundan...

Son olarak geçenlerde de bizzat tecrübe ettiğimiz bi vak'a ya dayanarak söylüyorum. Kendinizi ve evinizi seviyorsanız hamsi pişirme işini sakın kapalı alanda yapmayın. Hele bide hamsi bayatsa walla ayvayı yediniz . 1 şişe mr. muscle (sprey hijyen suyu) bitti 5 aydır kullanılmayan oda parfümü yarılandı. o kadar diim size...

Yinede hamsi paluk değuldur. hamsi hamsidur.

saygılar

Tuesday, 2 December 2008

Parlo un po d'italiano*

Ciao. Come stai?**


BBC italian'
dan 2 gündür dur durak bilmeden italyanca çalışan ben bugün itibariyle söyleyebilirmki kendimi tanıtacak kadar yannış telaffuzla da olsa italyanca konuşuyorum. Tell Me More Italian ' a da başlarsam artık italyanca profu olur çıkarım .

Üniversitede adı Burak olan ve sözlükten ispanyolca ve italyanca öğrenmiş olduğunu iddia eden sadece iddia etmekle kalmayıp italyan kültürde girdiği sınavdan 3 aylık italya bursu kazanan bi eleman vardı. Her gördüğümüzde köşe bucak kaçıp( nedeni bize kalsın) ama helal olsun elemana beee dediğimiz kişiydi. Bide antepfıstıklı hurma dolmasını severdi kerata:) (Walla ne olduğu nası bişey olduğu hakkında inanın benimde bi fikrim yok)

Bu yazı italyancayla ilgili olmalıydı.

Herkese Buona notte!!!***

*=I speak a little italian.
**= Hi! How are you?
***= Good Night!!


Sunday, 30 November 2008

Gitmek mi zor kalmak mı?

9 senedir giden hep ben oldum. En başta gitmenin en zor şey olduğunu çünkü tek gittiğini , geride kalanların daha şanslı olduğunu birbirilerinden destek alabileceğini düşünürdüm.

Hayır böyle değilmiş. Geride bırakılmayı 3 - 4 defa yaşayınca gördüm. Gitmekten çok daha acı verici çok daha yıpratıcı.

Yaşadım gördüm. Bide babama sordum o da aynı şeyi söyledi.

Kalmak en zoru. Gidene daha kolay.

Wednesday, 26 November 2008

Yann Tiersen



Kesinlikle Yüzyılın sanatçısı. Adamın çalmadığı müzik aleti ve şarkılarıyla etkileyemediği insan yok. Lakin öğrencilerim bile defalarca dinlemek istiyorlar şarkılarını. Bence henüz hakkettiği üne sahip olmayan süpper ötesi yenekli insan...

Garip Huylarım

Ümit beni bu konuyla ilgili bişeyler yazmam için mimlemiş. Yannış yaptı. Şimdi ne kadar garip bi insan olduğum açığa çıkıcak.

Öncelikle garipmi diilmi bilmiyorum ama belirgin ve bazen rahatsız olduğum bi huyum mevcut. O da hoşlanmadığım kişilere hoşlanmadığımı hemen belli etmek. hayır katiyyen bilinçli ve farkında olarak diil ama etrafımdakiler sorar sıkça 'ya neden belli ediyosun' diye. Walla buna yapabilecek bişeyim yok. Aklımdan geçenleri yüzümden okumak çok kolay.
Bide ciddi bi sınır koyarım belli kişilerle arama. Ayşecik ona duvar diyo. O duvarı aşmak bazıları için çok kolayken bazıları için ciddi anlamda zaman alıyo. Mutluyum ben böyle. Bence herkeste olmalı. Herkesle vıcık vıcık ilişkilerden nefret ederim çünkü.

Çok pimpirikliyim. Bu beni rahatsız ediyo henüz etrafımdan bu konuda bi eleştiri almış olmasam bile.

Temizlik yaparken domestos reklamındaki mikroplarla savaştığımı düşünürüm hep. Bu nedenle domestos kullanark yaptıysam temizliği içime siner ama tam tersiyse etrafta hala mikropların cirit attığı gerçeği uyuz eder beni. Ama hastalık derecesinde diil allahtan bu. Makul düzeyde de olsa garip bence.

Bit kelimesini duyunca bitlenmiş gibi kaşınırım. Yani etrafımdakilerin şüphelenmemesi olanaksız hale gelir.

İnanılmaz şom ağızlıyım. Biri benimle ilgili bi konuda alay edip dalge geçtiyse ve bende senin başına da gelirse görürüm dediysem belli bi süre sonra o kişinin başına o olayın geldiğini görürüm. -Gördüm- :) Tikkatli olunuz!!! Menden korkunuz!!!:)

Eğer bişeyi hatırlayamadıysam uyuyamam. Örneğin geçen yıl bi şarkının melodisi aklımda ama sözleri aklıma gelmedi bir türlü. Şarkıyı hatırlayana kadar uyuyamadım. İğrenç bi duygu ama önüne geçemiyorum. Nedense hep geceleri olur bu. Sinir olurum kimsecikleri de arayamam.

İnsanları hayatımdan çok kolay çıkartabilirim. Sevdiğim biri bana cidden abukluk yapıp kalbimi kırdıysa o kişinin hayatımın geri kalanında yeri olmaz. Özür falan kesmiyo malesef. Yani bu istem dışı gelişiyor. Tabi bide şu boyut var 25 yıllık hayatında kaç kişiyle bunu yaşadın dersen 1 elin parmağını geçmez...

Bazen rüyalarımla gerçek hayatı karıştırırım. Örneğin dün rüyamda minicik bi fare görmüştüm. Bugün yolda giderken o minicik farenin aynısını ölü olarak gördüm. midem kalktı walla ama içten içe de şaşırdım . Nooluyo yaf die... Bazen rüyalarımın gerçek hayatla paralel gittiği de oluyo bide:)

Görüldüğü üzere oldukça garip bi insanım. Yani bazılarının yanında bunlar gariplik bile olmasa da obsessif bi yanım olduğu kesin:)

Baran , Bilge ve Nilgün Sare mimledim sizi:)

Sunday, 23 November 2008

Kaf Sin Kaf


Üniversite yıllarında Gülşahla birlikte Alsancaktaki Basketbol maçlarını kaçırmamak için final öncesi bilen kendimizi kasıp, stres atarız bahanesiyle yollara düşüp, 2 saat bilet sırası bekleyip, hep aynı koltuklarda oturup, deli gibi tezahürat yapıp sesimizi kısıp , basket maçlarında bayanlara gösterilen nezakete hayran kalıp( en azından izmirde öyleydi) , kokoş kokoş gelen kızlara cık cık cık niye bu kadar süsleniyo bunnar be diye mını mını yaptığımız, maç sonunda ellerinde kağıtlarla basketbolcuların yanına koşuşturdukalrını görünce 'heeeeee annadııımmm' diye pis pis sırıttığımız, harun erdenaya yapılan 'Harun saçını arkaya tara' tezahüratına 2 saat gülüp, Tv'den izlediğimiz bütün basketbolcuları kannı cannı izlemenin daha keyifli olduğuna kanaat getirdiğimiz, Akins Akins die bağırdığımız:), takım yenilince çok pis bozulduğumuz, karşı taraf yenerken de fanların ettiği küfürlere eşlik edemeyerek pis pis güldüğümüz , fener maçında biber gazının ne olduğu hakkında fikir edindiğimiz, Muratcan Gülerin, Mehmet yağmurun Pınar karşıyakada olduğu günler geldi aklıma. Sanırsam sadece Hakan Köse kalmış. Ama ben Basketbolda hala Pınar KSKlıyım. Kesin Gülşah da öyledir.
Kaf kaf kaf sin sin sin kaf sin kaf sin kaf...

Ha nerden geldi aklıma bu. Geçenlerde okudum bi KSK taraftarı ölmüş maç öncesi yaşanan tartışmada... Dünya densizlerle dolu.

Friday, 21 November 2008

Çekilen diş ağrır mı yaaaaa!!!!

Bu hafta 5. dişimi de çektirerek (4 tanesi 20likti) gelecekte porselenleri fırçalama yolunda hızla yol kaydetmiş oldum. Aslında çok mutluydum bi daha ağrı kesici ve gargara kullanmak zorunda kalmayacağım için ama ne hikmetse benim dişimde hissettiğim acı hafiflemesine rağmen tamamen geçmedi. tabi bunda ağzımda oluşan kocaman boşluktan dilimi çekmek istemememin de büyük rolü vardır ama reva mıdır bu?Hemde çekim esnasında dişi kırılıp kökleri tek tek çıkarılan birine? Ne zaman normale dönülür ne zaman iğleşir bu? yoksa ben artık yanlış dişi çektirmiş olduğumu falan düşünmeye başlıcam. Zaten bissürü kişiyi de özledim. Ağlıcam şimdi...

Thursday, 20 November 2008

İtalyancığın Sorduğu

Gördüm anne

ağabeyimin defterini

Kırmızı bir kalemle bir çizme upuzun

Bu İtalya’dır, dedi.

Boyamış maviye

Çizmenin yanlarını altını hep

Bu Akdeniz’dir dedi.

Peki anne!

İtalya denizde mi yürür?


Fazıl Hüsnü Dağlarca

Monday, 17 November 2008

Aşıyorum kendimi:)


Yeni eserlerim:)
Günün hasılatı:P 4 kişinin elinden çıkanlar...

Eğlenceli olmakla birlikte dinlendirici bunları yapmak. Hele benim gibi çiçeği böcüğü seviyosanız bence hiç durmayın:) Yeni tasarımımı balıklarla yapıcam.. Gösteririm gelicek hafta.
Tabiiki biricik örtmenimiz esengülümüze fedakarlığı ve katkılarından dolayı tekrardan teşekkür ediyoruz.

Bu fotoları gitti gidiyora da mı koysam acaba:P evet ben kayseriliyim...:)

Ps: morcum koyuncum yolun düşerde okursan eğer senin yorumlarını merak ediyorum özellikle:)

Saturday, 15 November 2008

iyiki doğmuş benim biricikim...

Dünyaya bi kez daha gelsem senden başkasının kardeşim olmasını istemezdim kesinlikle...

2 gündür ne yaziim ne yaziim diye çok düşündüm ama hep özleme bağlanıyodu konu kafamda o yüzden olayı çok trajikleştirmeden kısa keserek yazmanın en güzeli olduğuna karar verdim...

Mıstıkım varlığın hayatımdaki en büyük şansım... Mutlu yıllar...

Tuesday, 11 November 2008

Gıcık olmak

Nası bi duygudur derseniz keliemelrle tarif edilmesi güç ama dişlerimi sıkıp gıcırdatırım içten içten bööle durumlarda belkide ondan türemiştir.

Hani bazı insanlar vardır ve girdikleri her ortamdaki konuşma konuları sabittir, ya hep para, ya hep siyaset, ya hep din, ya hep komunism, ya kendisi yada ıdısının dıdısı ama heryerde konuyu o saplantı noktasına getirip dayarlar etrafındakileri de o konuyu dinleyip - yorum yapmaya mahkum edip ne kadar sonlandırmak isteseniz de duymamazlıktan gelirler. İşte ben bu tür insanlara accaip gıcık oluyom ya yani seri katil olsam bu türlerin hiç şansı yok...

Sunday, 9 November 2008

9

Bugün Kasımın dokuzu ve ben 9 hakkındaki yazıyı yazmak için bugünü bekledim. (Tanrıııımm çok gizemli oldu bu giriş. Hiç devam etmeyip böyle bırakmak var bu yazıyı :P)

9 bana yan tarafta da linkini görebileceğiniz çok ince düşünceli bi arkadaşım tarafından bayram hediyesi olarak gönderilen kitap. Kitabın ilk 20 sayfasını 3 günde geri kalan kısmını tenefüs aralarında soluk soluğa okuyup bitirdim. Yazarı elçin demirözü tebrik ediyorum ama sanırım kitaptan beklentilerim azıcık fazlaydı. Yani konusuyla ilgili beklentilerim. En azından sırf adı 9 diye 9un sürekli vurgulanması gereksizdi bence. Kesinlikle sürükleyici , iyi kurgulanmış ve okunulası bi kitaptı ki okuldaki herkes tenefüs aralarındaki nefessiz okumamdan etkilenip sıraya girdi kitabı okumak için.

Tabi burdan eleştirmesi kolay ama otur bide sen yaz kolaysa da o kadar kusuru olsun derseniz eğer. O azıcık güven özveri ve tecrübe ister derim:))))) (please just look at the first letters of the bold words)

mutlu kalın... Noolursa olsun kitap okuyun...

Saksı Boyamak...

Okulumuzun anasınıfı Örtmeni Esengülcüm hep ahşap boyamanın ne kadar eğlenceli bi iş olduğundan bahseder yaptığı süpper ötesi işlerle bizi hayran bırakırdı. Bigün size öğrettiim dedi 2 yıldır ve o bigün dündü... 1 ytlye aldığım saksıda esengülcüğümün tekniğiyle bence harikalar yarattım. Çünkü bugüne kadar ne ilkokulda, ne ortaokulda ne lisede resmim iç 5 düşmedi. Hep nefret ettim resimle ilgile şeylerden. renkler hariç:)

Sonuç olarak bişeyler öğrenmek ve ortaya çıkarmak süpper bi duygu...

Hemen işlemleri anlatiim önce saksıyı saten boyayla beyaza 2 kat boyadık. Ardından asestat üzerinde çalışmalar yaparak Esengülden tekniği öğrenme çalışmaları yaptık Arzucumla. Sonra ne öğrendiysek hatalarımızı esengüle düzelttirerek saksı üzerinde uyguladık. Bu süpper gün için arzucuuma ve sengülcüğüme burdan da teşekkür ediim tam olsun:)

Saturday, 8 November 2008

Benim de başıma geldiiiiiii

Kabul ediyorum bu başlığı görünce herkesin aklında mutlaka bi senaryo oluşmuştur. Tabi aranızda istisnalar da mevcuttur. Ben hemen konuya girip başıma gelen olayı anlatıcam.

Sevgili ev arkadaşımın telefonunu sürekli sessizde tutması yüzüden oldu. (Ya madem sessize alıp açmayacaksınız telefonunuzu ve size istenilen zaman ulaşılamıcak bence kullanmayın şu telefonu kardeşim!!! cık cık cık) Neyse bi yandan kendisine ulaşmaya çalışıp bi yandan elimi yıkamaya çalışırken lavoboyla klozet arasındaki mesafenin de 50 cm olmasından kaynaklı elimden fırlayıp lık sesiyle klozetin içine gömüldü caaanım telefon. Tabiiki önce 1-2 saniye çığlıkla ve şaşkınlıkla karışık baktım suyun içindeki telefona. Ve suyun temiz göründüğünü görünce daldırdım elimi çıkartttım telefonu.Şimdi ordan ıyğk mığyk demesi kolay tabii... Sanki boğulan birini kurtarmış gibi hissettim nedense. Daha önce biçok arkadaşımın başına geldiği için ne yapılmasını gerektiğini biliyodum allahtan hemen telefonu kapatıp bataryayı çıkarttım ve ıslak mendille bi güzel temizledim. Sonra kalorifer , saç kurutma makinesi ve bilimum kurutmaya yardımcı araçlarla kurutma çalışmalarında bulundum. sonuç olarak maşallah tıkır tıkır çalışıyor sadece 6 tane tuşu işlem görmüyor:( sadece...

Aralıklarla yazdığım için olayları aklıma geldikçe ve zamanım varken arka arkaya anlatıcam. Bu hafta sınav haftamdı sınav hazırlayıp sınav yapmaktan helak oldum walla. Neyse normal bi çarşamba günü 4. sınıfları sınav yapmak için sınıfa girip kağıtları dağıttım açıklamaları yaptım ve kitabımı okumaya koyulduğum anda burun çekme sesleri gelmeye başladı. Benim pıncırlar kelimeleri yazarak değil okuyarak çalışmışlar. Nerdeyse bütün sınıf salya sümükken beni aldı bi gülme. 'ortmenum çok çalişdum ama yazamiyom' . hayır normalde sinirlenmem lazım ama çok küçük oldukalrı için kıyamadım yaaa. tekrar yapıcam haftaya. Pek sevindiler yazııkk.

Barack Obama. Herkesin gerektiğinden fazla bahsettiğini ve çok abartıldığını düşünüyorum. Biz neler yaptık nelerrrrrr... adamlar 21. yüzyılda siyah beyaz sorununu çözdükleri (!) için olay oldu. Bana şarkıcıların aktörlerin aktrislerin obama tişörtüyle dolaşmaları bi garip geliyo. Denk gelirseniz ntv'de Emre Kongar ve Mehmet Barlas'ın yorum farkı programını izlemenizi tavsiye ederim kesinlikle. Çok eğlenceli... Hayır gerçekten eğlenceli...

Mtv Müzik Ödülünü emre aydın aldığı ve kendisine tahmini 100 oy kazandırmış olduğum, leona lewise ödülü kaptırmadığı vede türklerinde bazı konularda iddialı olduğunu bi şekilde göstermiş olduğu için çok mutlu oldum... Bu ne be hep ingiltere amerika... Cık cık cık...

Friday, 31 October 2008

bla bla bla...

Geçen gün kardeşim çalışanlarının beline adım sayacı takan ve onları hergün 10000 adım atma zorunluluğu getiren bi şirketten bahsetti. Çok şaşırdım. Hayatımda ilk defa böyle bişi duydum. Cık cık cık insanlar ne kadar basitmiş gibi görünen ama önemli olan kıstaslar belirliyor yaaf dedim.

Sonra yine geçen gün raydan çıkanlar filmini isledim ve bi kez daha monica bellucinin o çikin adamla neden evlendiğini sordum. gerçi kalbi güzel olabilir tabi de.yaf bi insana sürekli tecavüzcü rolü mü verilir yaa. Tabiiki bööle düşünürümm. Bide o adamın oynadığı filmlerin sonu hep aynı mı bitiyo ne. Birthday girl de de raydan çıkanlardaki dümen dönüyoduu. yemezleerrr:P Gıcık oldum adama bi kere.
Yasemin mori dinnemeye başladım deli gibi. her dakka bırak bu rock'ın roll'u şarkısı geliyo aklıma. Alternatif rock seviyorsanız bence kesin bu hatunu beğenirsiniz.

Ben daha önce söyledimmi bilmiyorum ama Yves Rocher die bi bakım ürünleri markası var kiiii. Süpper. Ne o ne şu ne bu. Walla bu yaşıma kadar tek kullanabildiğim nemlendirici ve rimeli üretebildiklerine göre iş var bunnarda. özellikle vırta zırta alerjisi olan hassas insanlardansanız bi araştırın bence...

Prison break izleyenler varsa bişi sormak istiyorum.Sizde olaylara artık michale scofield mantığıyla yaklaşmaya başladınızmı? Dahiyemi dönüşüyorum psikopatamı bilemedim:)

Son olarak bir emre aydın dinleyicisi olarak gecenin bu saatinde hiç üşenmeden bütün linklerden mtv ödülleri için yaklaşık bi 20 tane oy vermiş olmanın huzuru var:) bizim müziğimizi dünya dinnemeliii....Linklere
http://www.emreaydin.org/ema.html

ulaşabilirsiniz..

Tuesday, 28 October 2008

Dişşşşş

Öncelikle blogspotun engellenmesiyle ilgili bişiler söylememi beklemeyin söylemicem hiç bişi olmamış gibi yazımı yazıp gitçem... Benim buraya yazdıklarım hiç bişeyi değiştirmicek... Yazmıcam o yüzden...

Neyse ben hemen son 1 haftadır çekip bugün itibariyle kurtulduğum diş ağrılarımdan bahsetmek istiyorum. Ortaokuldan beri muutlaka senede bir dişçiye işim düşer benim. Hayır kader diil. Annem bana hamileyken kalsiyum kullanmamış kesin ondan. Çünkü kardeşimde kullanmış ve maşallah kendileri 22 yaşında olmalarına karşın 1 kez olsun diş doktoruna işi düştüğünü hatırlamam. Allah düşürmesin zaten. Anneannemin meşhur bi lafıyla konuyu bağliim hemen : Anamın ilki olacağına dağlara dilki olsaydım:) annayan annamıştır o yüzden açıklama yapmiciim.

Geçen gece saat 3 sularında inanılmaz bi diş ağrısıyla uyanan ben gargara ağrı kesiciler vs etki etmeyince oturdum diş ağrısını araştırdım ve böbrek ağrısından sonra en çok acı çektiren ağrı olduğunu peşinden doğum sancısının geldiğini öğrendim. Bugün anestesisiz oyulup doldurulan dişimden sorada kesinlikle acı eşiği yüksek biri olduğuma kanaat getirdim ve kendimi kahraman gibi hissettim ( ne kadar saçma dimi) ama tabi bunda doktorunda büyük etkisi var. Bide elden geçmesi gereken 6 dişim daha olduğunu öğrenip şoke oldum. Ama acısız sancısız hayat küelmiş yafu. Ekşisözlükte yazıyodu bu acıyı çekenler dişi ağrımayanları dünyanın en mutlu-huzurlu insanı sanır diye. Gerçekten böyle düşünüyo insan walla:)

Neyse delil eksikliğinden dolayı açılan bloğuma yazımıda yazdım rahat rahat uyuyabilirim. Çeşitli proxy ayarlayıcı sitelerden girenlere haber veriim ben yazılarımı yayınlamaya devam edicem kapansa bilen:) Durduramaz beni hiçbişi:)

Mutlu kalınnnn.

Birde CUMHURİYET BAYRAMINIZ kutlu vede mutlu olsun.

Sunday, 19 October 2008

Dikkat! Seri katil çıkabilir!!!

Az önce ntvmsnbc'deki tek soruluk anketi çözdüm. Anket seri katillerle ilgiliydi ve bütün seri katiller soruya aynı yanıtı vermişti. Ben de aynı yanıtı verdim. Bu demek oluyoki bende seri katil potansiyeli var. Höyt öldürrüm haaa!!! sizde bi bakın bakiim ne düşüneceksiniz soruyla ilgili...


SORU:
Annesinin cenaze töreninde bulunan bir kadın son derece üzgündür. Derken hiç tanımadığı çok yakışıklı bir adamla tanışır ve ilk görüşte aşık olur. Annesinin ölümüne rağmen kadının keyfi yerindedir. Saatlerce konuşurlar ancak cenazeden sonra adam ortadan kaybolur ve kadın bir daha ondan hiç haber alamaz. İki hafta sonra kadın, kız kardeşini öldürür. Neden?

A. Çünkü adamın kız kardeşinin sevgilisi olduğu ortaya çıkar.
B. Adam aslında kadının kılık değiştirmiş kız kardeşidir.
C. Kadın, adamın bir aile dostu olma ihtimalinden yola çıkarak, tekrar bir cenazede karşılaşma umuduyla kız kardeşini öldürmüştür.
D. Kız kardeş aşk acısıyla ortaya çıkan öfkenin kurbanı olmuştur.

BU SORU NTVMSNBCDEN ALINMIŞTIRRR. yazarak kaynağını belirtelimde ayıp olmasın.


CEVAPLAR:
Eğer A, B veya D şıklarından birini seçtiyseniz seri katil olma potansiyeli taşımıyorsunuz. Tamamen aklı selim olduğunuzun bilinciyle rahatlayabilir ve hiçbir şey için endişelenmeden huzurla hayatınıza devam edebilirsiniz.

Eğer soruyu hemen cevaplayıp sonra cevap anahtarını görünce cevabınızı değiştirdiyseniz ya gerçekte ne olduğunuzu görmekten korkuyorsunuz ya da havalı olmaya çalışıyorsunuz.

C şıkkını seçtiyseniz, bu bir seri katille aynı şekilde düşündüğünüzü gösteriyor. Bu sorunun sorulduğu tüm seri katiller adamın bir aile dostu olabileceğini ve ikinci bir cenaze törenine katılabileceğini düşündü. Eğer adamı tekrar görebilmek için kız kardeşinizi öldürmeyi düşünüyorsanız, sandığınız kadar aklı başında biri değilsiniz.


Siz ne düşüneceksiniz bilmem ama yani ben katillerin öldürme nedeninin ne olabileceğinin düşünerek C dedim. Bence diğer şıklar çok saçma. yani o kadare film izliyos annayalım bi katil psikolojisini. hele Kusursuz cinayeti izleyince annadımki seri katillik genelde zeki ve mantıklı ama acımasız adamların yaptığı densizlik... Yannız şaka maka bööle bi gerildim tööbe tööbe.

Tuesday, 14 October 2008

Ortaya karışık

Bunları yazmaya telefonumun melodisi radyoda çalmaya başlayınca(nil-bencil) telefonum çalıyo sanıp fellik feliik telefon arayıp ardından sesin radyodan geldiğini farkettikten sonra karar verdim...

Oldukça koşuşturmalı günler geçirmekteyim. hayır öyle aman aman işler projeler gerçekleştirsem neyse yaptığım önemli bişey de yok ama hani ne yaşarsanız yaşayın çok şey yapıyomuşunuz gibi gelir de aslında hiçbişey yapmamış olusunuz da bide kendinizi çok şey yapmış gibi hissedersiniz ya ükela ükela aynen o moddayım ve sanırım artık silkelenip çıkmalıyım...

Enn önce iananılmaz incelik gösterip bana bayram hedayesi (kitap-9-+magnet) gönderip beni accaip mutlu eden ümüte kocaman teşekkürlerimi sunuyorum. okumaya başladım yakın zamanda bitirip murathan mungan kitaplarına sarıcam bi süre...

Bestim Firendim gülşahım ve eniştem geçen hafta sonu beni ziyarete geldiler ve inanılmaz eğlenceli bi haftasonu geçirdik birlikte. Ben gülşahım ve filoma sahip olduğum için çok şanslıyım bi kez daha anladım bunu....

Uçurtma Avcısı adında kuzenim tavsiye ettiği 500 sayfalık kitabı 3 günde bitirip rekor kırdım ama bide bana sorun. Çok midemi bulandırıp çok ağlattı kitap beni... okuyun...

Prison break 4. sezonuna başladım. Hayırlı ossun sara yingemiz de canlandı yani senaristler direltmeye karar verdi:) tabi ilk bölümleriyle şimdiki prison breaki kıyaslamıyorum...

Okulda bit salgını var. Bi tanesi bana atlıcak diye ödüm kopuyo çünkü çocukken annem az bit ayıklamadı saçımdan. hep bana bulaşırdı şerefsizler:) temize bulaşır bit ondannnn!!! ama kendi gözlerimle gördüm bazı saçlarda bitler resmen çift kale maç yapıyodu... alllaaammm bütün örtmenler hatır hatur kaşındık gün boyu huylandığımızdan....

Yasemin Mori... yeni keşfetmiş olduğum sıradışı muzik yapan güzel sesli insan. ÖNERİLİR şiddetle... özellikle hem yarası hem tikeni olanlara...

Bu günnerde BAZI yazarlarda da rastladığım ivrenç dikkat çekme- reklam yapma taktiklerinden nefret ediyorum. Okuyucuları salak yerine koyup bunları farketmeyecek kadar aptal olduğumuzu düşündükleri için.. tamam mutlaka salak vardır da sen neden onlara hitap ediyosun be şerefsiz!!! tööbee tööbe...

Ben bu yazıyı keyifli bitirecem o yüzden hafta sonuna dair bi kaç foto ekliyorum hemen....

üç nokta...

Her halde bi blog yazarının hissettiği en iğrenç duygu yazacağı çok şeyi olupta yazamaması, toparlayamaması, yazmak istememesi veya zaman bulamamasıdır. Aynen bu ivrenç duygu içerisindeyim.

Dönüşüm muhteşem olucak diyorum=)

mutlu kalın!!!

Thursday, 9 October 2008

Nazar (mı?)

Dün 1 aydır yanmayan (muhtemelen patladığı içün) gece lambamı diğer odadaki yanan gece lambasıyla değiştirmeye karar vermiştim. Kendiminkini başarıyla çıkarınca sıra diğer odadaki lambayı sökmeye gelmişti. Gittim sandalyeyi altıma çekip lambayı kıvırmaya koyuldum ama lamba bi garip olmuş böle gevşemişti. Heralde bozdum dedim bi bakiim bozmuşmuyum diye yarı sökük yarı takık gece lambasını hangi akla hizmetse yakiim diince PAAAAATTTTT diye bi ses çıktı. Ben bi yana lamba bi yana savruldu. Işıklar söndü. Elektirikler gitti. Ayşecik Çığlığımı duyup uykusundan uyanıp koştu. Ben sandalyeden düştüğümü falan geçtim lambanın paramparça olup odaya savrulduğunu ve onu nası temizliceeğimi düşünüyodum. Sigorta atmıştır sanıp baktık ama diildi. Ben inip ana şartele baktım ve diğerlerinden farklı olan anahtarı kaldıırdım. Döndüğümde elektrikler gelmişti. Ve sandığım gibi lamba paramparça olmamıştı. Çok şaşırdım . Çünkü ööle bi ışık saçılıp ses çıktıki annatılmaz yaşanır.

Bugün de külüstür ama hamdolsun işgören çamaşır makinemizin hassas programı olmadığından hassas kıyafetleri eli yüzü yamulmasın diye elimde yıkiim dedim. O çamaşırları elimde yıkadığım yetmezmiş gibi bide koca parfüm şişesini banyoda kırdım. heryer küçük küçük cam oldu. Böhüüü allahtan direncim sağlam yoksa walla ağlardım oturup çamaşırı falan bırakıp ama ööle yapmadım hem çamaşırları yıkadım hemde o camları elceezlerimle bir bir topladım ve temizledim.gerçi elim acuk buram buram parfüm kokuyo ama...

Neyse en son olarakta çamaşırları seriim derken kurutma odasındaki ütü masasını devirdim.

yok walla bu kadar şimdilik başka hasar yok hamdolsun.

Şimdi bu nazarmı? Biliyorum ben baştan beri sakar biriyim ama bu kadar diildi ya. Eğer bu şey nazarsa bu kem göz manyekmi ki bana değdi? nereme değdi? Tööbe tööbe... Neyse elemtere fiş kem gözlere şiş diip bu yazıya noktayı koymak istiyorum.

Nazarsız günner...

Nokta.

Monday, 6 October 2008

Bayram Maceraları

Bayram telaşesi kadir gecesi ertesi başladı bizde çünkü yıllık horanta toplatısı için ramazan bayramı uygun görüldü bu sene ve türkiyenin 4 bir yanından cumartesi günü anneannemin evinde bulışmak için yahyalıya gittik. Bu resimde görünenler kabak. hani kabak çekirdeğinin olduğu kabaklar varya onnardan. Ramazanda bunnarı toplayıp ayıklamayı gözleri yemeyen insanlar bekletiyolar yavruları tarlada. Herşey bayramdan sonraya ertelenmiş durumdaydı zaten. Elma toplama, bahçe sulama, ceviz çırpma, kabak ayıklama. Amma velakin benim dayım ve ananem azıcık( ilk defa bi şeyi olduğundan daha küçük tarif ediyorum) kurtlu olduğundan bayramın 2. günü 300 kasa elma topladılar, ramazan bitmedende cööz (ananem cevize cööz der) çırpıldı kurtlamasın diye anneannemin ısrarlarına dayanamayarak...



Yukardaki sarmayı ve tepsi mantısını ben yaptım:) diince hadi lennnnn dediğinizi duyar gibiyim tabi ben de yaparım ama nası hastaydım nası hastaydım 18 saatlik yolculuğun üstüne grip olunca zombiye döndüm. Hatta otobüs muavini yanıma kayseriye geldiğimizi söylemek için geldiğinde kulaklarımın hastalık sonucu tıkanmasıyla adama 4 defa aynı cümleyi tekrarlatınca adam suratıma salakmışım gibi bakmazmı. Dehşet gururum incindi o bakışlara burnumun tıkanmış olmasıyla otobüste horul horul uyumamında etksi var gibi.

Sanırım ilk defa bi seyahat öncesi bu denli tedbirsiz davrandım. resmen takır takır takırdadı dişlerim soğuktan walla. ertesi gün de kar yağdı zaten erciyese. Kemal Amcacım bir ricamla hiç tereddüt etmeden yokuşta benim erciyes fotoğrafları çekmemi bekledi.
Bu benim ilk gün batımı fotom. çok enteresandır toz pembe bana hep gün batımını hatırlatır.
Kızların fotolarını bu yazıya koymasaydım çok vıdı vıdı duyacaktım biliyom. Bu resimde ilgi odağı güzeller güzeli hatun benim anneannem. Onu ablukaya alanlarda kuzenlerim:)Her poza potansiyel blog resmi olaraktan sırıtıyolar. Şimdinin çocukları her bi halttan annayıp sinir ediyo beni. şaka bi yana bu kızların hepsinin zekası bana çekmiş maşallah biri tıpçı, biri türkiye birincsi, öbürü 3 yaşında okuyup yazıyo, diğeride sınıf başkanı:)
Walla 19 kişilik bi horantayla resimden de anlaşılacağı gibi şeker tadında, bayram gibi bi bayram geçirdim. Sadece kardeşimsiz ilk bayram oluşu garip geldi azıcık. Senin yerine de tükettim ablacım ben şekerlerden:) Kusana kadar şeker yedim walla. Kilo ne? Nasıl oluşur?

lahana hapımı alsamki?:! çok pis zayıflatıyomuş yeminnnen:)

Friday, 26 September 2008

Bayram Mesajı

Şu an bu sayfayı açma ve okuma zahmetine girmiş olan sen:

Sana şeker kadar tatlı, çikolata kadar eğlenceli bir bayram diliyorum.

Eğer teee buralara yurt dışından geldiysen üzüldüm senin adına biz burda 9 gün yatışşş yapıcaz:)

Yurdumun bağrından kopmuş gelmişsen ne mutlu sana!! 9 gün tatil nerde var yafu tadını çıkar!!!

Süpper ötesi bayramlar herkese. Tatlının dozunu kaçırmayın!!! Sağlıcakla kalın:)

buket (gereksiz ayrıntı)

Wednesday, 24 September 2008

Komik

Son günlerde etrafımda oldukça komik olaylar gelişmekte:) tabiiki bunların tümü öğrencilerimle ilgili. En sonuncusundan başlıcam hemen. Bugün öğretmen açığı olan yeni bi okulda 6. sınıf öğrencilerinin dersine girdim. İlk defa kendi okulum dışında derse giriyorum bu arada garip bi duygu nedense:P Dersten sonra arkamdan koşan zıpır vede azıcık kaynaştırma olan öğrencilerden biri :'Örtmeniimm kanım size kaynamış çorba gibi kaynadı:)' diye bağırdı. Ben tabi bişey diyemedim:) HÖNK...

Geçen gün 5. sınıflardayım ve tahtaya üst resimdeki yazıları:P yazıyorum ama lensim inanılmaz batıyo en sonunda hissetim bi kırpıştrıdım lensim elime düştü. Yani düşeceğini anlayıp elimi hemen gözümün altına koydum. Allahtan hissettim. Hemen bağrış çığrış 'tiiçıır gözünüzden naylon düştüü' diye bağırmaya başladılar korkamakla birlikte hayatlarında ilk defa lens gördükleri için:)
Sonra bugün aynı sınıfta engellilerle ilgili konu işlerken verdikleri örneklerden biri ben olmuşum:) Cemile (Örtmenleri) nedenini sorduğunda ' Örtmenim Buket Örtmen gözüne naylon takıyo o yüzden '::)

Engelliyim ben bulaşmayınız:)

Pessimistic

'Allam ya nelerle uğraşıyorum' die düşündüm yaklaşık 5 dakka önce ve sinir oldum... Şanslı bi insanmıyım yoksa şanssızmı karar veremedim bi süre.

Hayır bu geçici bişey ve geçecek. Geçmek zorunda...

Saturday, 20 September 2008

Lens takmak

Bugün itibariyle 1. haftamı doldurduğum lens takma maceram bu zamana kadar oldukça acı verici geçti. lakin zaten servise geç kalan ben lensslerden dolayı daha da bi gecikir oldum çünkü ilk üç gün 2 naylonu gözüme oturtmam 20 dakkamı alıyodu. 1 haftada bu süreyi çok şükür 10 dk ya düşürebildim ve kendi gözümü oymadığım için hergün allaha şükrettim. Ama warya inanılmaz bir rahatlıkmış. 15 yılı aşkın süredir lens kullanmak zorunda kalan annemin lens alma çabamı engellmelerine inat İyiki yapmışım:) tabi bu olayda emeği geçen ezoşçuğuma ve güllüşahıma teşekkür etmeden katiyyen olmaz:)

Size lensli dünyamda objektifime yansıyan fotolarımı göstermek istiyorum:)
Bu fotograf dün, gecenin köründe, dağların arkasında şimşekler çakarken çekildi. Anca bu kadar yakalayabildim:)

Rüzgardan dolayı çiçek çok sallanıyodu bende onu(onları) sıkıştırdım:)


Gördüğünüz gibi lens insan hayatına yeni bir boyut kazandırmıyor ama çok güzel tatmin ediyor insanı bööle insan çirkin ördek yavrusuymuş da kuğu olmuş gibi falan hissediyo(bu acuk fazla sallama oldu ama). yağmurda etrafı bulanık görme, çay koyarken gözlüklerinin buharlanması, ikide bir kıyafetinle gözlüğü temizlemek zorunda hisetme problemlerini aşmış bulunmaktayım. Darısı tüm gözlük kullananların başına diyor saygılar sunuyorum:)


lülü

Friday, 19 September 2008

Bilgisayarımın istenilen hizmeti gerçekleştirmesi için yeterli sistem kaynağı kalmamış:(

Merhaba herkese,

Aylardır yazamıyomuşum gibi geliyo nedense. Bunda bilgisayrımda bitmeksizin hüküm süren problemlerin çok büyük payı var tabi. Aslında benim hatam da var bu işte. şöyleki ben kayserskyi(virüs programıdır kendileri) dakkada 1 şifreyi yenile diince uyuz olup devre dışı bırakmıştım . Bu da bilgisayarıma sayısız trojanın girmesini ve windowsu bozmasına neden oldu.

Bilgisayar öğrenmek isteyenler size sesleniyorum...öğrenmek için bozuk bi bilgisayar alın onu düzeltiim derken herşeyi çözüyonuz zaten. Ayşecikin pcsinden mesajıda verdikten sora artık gidip rahat rahat uyuyabilirim herhal.

lülü

Friday, 12 September 2008

son dakka: evimizi su bastııııı

Bir sabah hemde okulun 2. günü sabahın saat 6sında arkadaşınız tarafından 'kalkın millet size bi sürprizim var' diye uyandırıldığınızı ve o sürprizin mutfaktaki su borusunun patlaması sonucu oluşan ve oturma odasını olimpik yüzme havuzuna çeviren iğrenç bi sürpriz olduğunu düşünün. Bööle bileklerinize kadar sular var odada ve henüz 15 gün önce yıkamış olduğunuz halılar , kumandalar bilgisayar şarj aletleri bi çift çorap ve 3lü prizlerle birlikte o suyun içinde yüzüyor. Tabi ben ilk görüşte bi gülme krizine girdim ama nedense çok sakindim. yaklaşık bi 10 dakka salak salak etrafa bakındık 4 kişi şaşkınlıktan sonra 8e kadar evin içinden yaşlaşık 25 kova su çıkardık. Halılar, kumandalar ve şarj aletleri hala kurumadı. hatta benim şarj aletim sanırım öldü:(. Neyse rabişin bilgisayarından aktarıyorum bu olanları size.

Mutlu kalın:)

Monday, 8 September 2008

Okuldan eve yürürken / On the way home from school

Kuşburnu ağacı...
Henüz narları kızarmamış bi nar ağacı...
Kuruması için yol kenarlarına serilmiş tonlarca finduk.
O finduklardan nasiplenmeye çalışan güvercinler...
Demircilere adını veren ağaçlardan sarkan kıpkırmızı demir elmalar...
Adını sanını bilmediğim bembeyaz üstteki çiçeklerden...

Bide her gördüğümde hem sinirimi hem midemi oynatan 4 yıldır değişmeyen bu pis halini gördük Çkala deresinin...:( Bi kez daha üzüldük... Acaba biz elimizdekilerin kıymetini gerçekten bilmeyen bi ülkemiyizki?

Sunday, 7 September 2008

Elmalı-Muhallebili pasta for dummies

Ewt geçenlerde yazdığım for dummies tarifime kardeşim olduğundan emin olduğum isimsiz bir okuyucu tarafından afedersiniz b.k atıldı. Yok for dummies değilmiş miş. Neyse yılmadım daha dummy insanlar için hafif bi pasta yazmaya karar verdim.

ELMALI-MUHALLEBİLİ PASTA

Malzemeler:
1)5 tane orta boy elma (yarı çapı işaret parmağınızın yarısı kadar olacak. eğer benim elimde büyük elma var küçük elma var diyosanız 5 tane elmayı koyun bişi olmaz. Kasmayın bööle lüzumsuz şeyleri.)
2)1 paket petibör bisküvi (175 gr da olur 200 gr da)
3) 250 gr margarin (tavaya konulup eritilecek) (1 kaşık kenara ayırın muhallebisi için)
4) 2 çay kaşığı tarçın
5)1 su bardağı iri şekilde dövülmüz fındık veya ceviz
6)1 adet tava
7) 1 adet rende
8)Tabiiki pastayı koymak için yuvarlak veya diktörtgen dolaba sığabilecek cinsten 1 adet borcam veya tepsi

Muhallebi:
1)1 litre süt (yağlı yağsız farketmez)
2)1 su bardağı şeker
3)5 yemek kaşığı un(yemek kaşığı yemek yediğimiz kaşık oluyor)
4)1 yemek kaşığı margarin (istersen üstteki margarinden tavaya koymadan önce 1 kaşık ayır)
5)1 paket vanilya
Pastanın yapılışı:
5 tane elmayı soyduktan sonra ayrı bir kaba rendeleyip içine 2 çay kaşıyı tarçını ekleyip kenara koyarız.
Bisküvileri yukarrta belittiğim türde bir borcam veya tepsinin içinde elimizle 5e parçalamaya çalışırız.(yani parçalarız desem sen şimdi boyutunu sorarsın dummy olmak zor)
Parçaladığımız bisküvilerin üzerine tavada erittiğimiz yağı döküp bir kaşıkla karıştırdıktan sonra kenarda beklettimiz elma rendesini ve bi bardak fındık veya cevizi de karışıma ekleyerek karıştırmaya devam ederiz. Bu karıştırma bisküvileri unufak edecek şekilde olMAMAlıdır.Kaç dakka karıştıracağınızı da söylemiyorum eşit bi şekilde dağılım yaptığınıza inanana dek karıştırın ve borcam ve tepsiye haften bastırarak eşit bi eşilde yayın. Sonra borcamı kenara koyun.

Muhallebinin yapılışı:
5 y.k. unu ve 1 su bardağı şekeri derin bir tencereye koyup kuru kuru 1 dk falan karıştırdıktan sonra 1 litre sütü kaşıkla iicene karıştırırız ki ocağa koyduğumuzda un topaklanmasın. iyice karıştırdıktan sonra ocağa koyup kaynayana kadar karıştırırız ve kaynadıktan sonra vanilyayı ekleyip 2 dakka daha karıştırdıktan sonra tencereyi ocaktan alırız ve tekrar mikserle 2-3 dakka karıştırıp soğumasını beklemeden kenarda beklettiğimiz pastanın üzerine döküp pastayı buzdolabına yerleştiririz. 5 saat buzdolabında beklettikten sonra pastamızı yiyebiliriz:)

the happy end:)

afiyet olsun (e söylemessek olmasss)

Saturday, 6 September 2008

Chocolat

Bu kelimenin her dildeki versiyonu birbirini andırır ve adı bile beni mutlu eder. Başlıktaki versiyon bildiğim kadarıyla fransızca...

Hemen konuya giriyorum. Sıpsıcak bir eylül günü okuldan dolmuş bulamadığımız için oruçlu oruçlu 5 km yi yürüyerek geldikten sonra acaip susamış bi halde bari bi film izleyeyim de unutayım susuzluğumu dedim. Arşivdeki en güzel isimli filmi 'chocolat' imdb'den de araştırıp oyuncularının juliette binoche ve jonny depp olduğunu öğrenir öğrenmez izlemeye koyuldum. Ama hata mı ettim sevap mı kazandım bilmiyorum oruçlu halde juliette binochun milyon çeşit çikolata yapışına insanların magnum reklamlarındaki hatun gibi gözlerini kapatarak çikolata yiyip içmelerine tanık oldum defalarca. Allam dedim içimden beni sınıyomusun? Neyse filmi ağzım sulana sulana izledim. Şimdi burdan Zekeriya Beyaz hocama sesleniyorum ben doğru bişey mi yaptım yanlış bişeymi yaptım:)

Teşekkürler...

Tuesday, 2 September 2008

Buketin tatil üçlemesi

Ben yaptım, ben yaptım:) Adalet teyzeme bana bu süpper zevkli uğraşı öğrettiği için teşekkür etmem lazım. Teşekkürler adalet teyzeeeeee!!!

kitaplarım, mıstıkın atanın arşivinden aşırdığı dvixlerim ve el işim- masa örtüm (bütün bi yaz beni örttü:P)

Anlaşıldığı üzere millet kah o sahilde kah bu koyda cirit atıp kakao yağlarıyla havuç yağlarıyla kararmaya çalışırken bendeniz kendimi geliştirme çabasındaydım... Zaten güneşe alerjim var:) )

Monday, 1 September 2008

Başlangıç...

Upuzun bi aradan sonra yazma fırsatı bulduğuma mutlu olmakla birlikte 2 gündür evin altını üstüne getirerek temizlemiş olmanın uyutmayan yorgunluğu ve yarın başlayacağım yeni eğitim öğretim yılının heycanı var üstümde...

Aklımda dehşet şeyler var yazmak için ve fotolar... şimdilik yarın dinç olmak adına kısa kesmam gerek malum ramazan da başladı ama en doğuda olanlar olarak en şanslıları biziz herhalde:)...

Herkesin yeni eğitim öğretim yılının harika olmasını diliyorum...

Bide;

HOŞGELDİN RAMAZAN:)

Thursday, 14 August 2008

yalancı güveç tarifi for dummies :)

3 patlıcan (eğer bööle kısa olanlardansa 5) (Alacalı soy- küp küp doğra -tuzlu suda beklet- en önce bu işi yapınız):)
6-7 domates(orta boysa büyük boysa 5-6) (kabularını soy ve küp küp doğra)
7-8 biber
2-3 diş sarımsak
tuz
azıcık karabiber
3 yemek kaşığı zeytinyağı

önce sarımsaklar soyulur 4e bölünür zeytin yağında azıcık kavrulur . Hemen arkasından irice doğranmış biberler atılır tencereye ve 2 dakka felan karıştıra karıştıra kavrulur. Daha sora tuzlu suyu süzülen patlıcan tenceremize eklenir ve bir -iki dakika da patlıcanlar kavrulur. En son domatesleri tuzu ve karabiberi ekler kapağını kapatırız. tabii arada gelip gidip karıştirmamız gerekiyo.patlıcanlar iicene pişincede yemek hazır oluyo. pilav ve cacıkla süpper bi üçlü oluşturan yemeğimizin püfü
1)içine soğan-su -salça kısaca 3 Snin girmemesi(3 beyaz gibi oldu bu).
2) domatesler yemeğe patlıcanlardan sonra ekleniyor ki bu alışılmışın dışında olduğundan tadı daha farklı oluyor:)

Afiyet şeker olsun efem.

ps: kardeşim uzaklara gidipte ekmeğin 4 lira zeytinin 10 lira olduğunu görünce işin başa düştüğünü annadı ve for dummies ( aptallar için) (bi başka tasviri aşırı ayrıntılı)yemek tarifleri olmadığından yakındı. Ona hizmet bi annatım yapmaya çalıştım umarım olmuştur. olmuşmu bilge ablası?

A3e

Evet bu yazımı canım bilgisayarım asusum a3eme adıyorum...Çünkü maaşallah 3 yıl olmasına rağmen bataryası dışında bi bokluğunu görmedim lakin çoğu özelliğinden şikayetçi olanlar da mevcut. neyse lafın kısası ben bilgisayarımı göçtü sanıp hayata döndürücü yollar ararkene bide önce şu asusun internet sitesindeki troubleshooting bölümündeki talimatlara bi uyayım dedim. Veee hiç hayat belirtisi olmayan bilgisayarımın bataryasını çıkarttım tabi önce elektrikten kestim, sonra tekrardan bataryasız bilgisayarımı adaptörüne bağladım ve kerata aslanlar gibi çalışıyo maşallah. Sözün özü araştırmadan etmeden her kafadan çıkan şuraya götür buraya götür talimatlarına uymadığım için bi kez daha mutlu oldum.

Bu arada benim blog yazamayışımın sebebi konusuzluk diil internetsizlik. Yani haftada bi teyzemlere gelirsek orada fırsat bulup yazabilirsem yazıyorum . Aslında aklıma ilkerender'in yaptığı gibi bööle worde notlar şeklinde yazıp evime dönünce yayınlamak geliyo hepsini ama sıkıcı olabilirim diye düşünüp vazcayıyorum. neyse zaten mesajı ilettim ben gerekli yere:P

An itibariyle Tarkan konserinden gelmiş olan ben aslında çok yorgunum ama sanırım biraza daha bişeyler yazabilirim. Megastarımız oldukça başarılıydı lakin artık tarkan hayranı olamayacak kadar yaşlandığımı anladım. etrafımda kızlar erkekler Tarkaaaaaaaaaaaaaaaaaan tarkaaaaan diye çığrındıkça benim gülesim geliyodu. herşeyi anladımda erkeklerin tarkan sevdasını annamadım. Kardeşim kızlar bayan sanatçılara atlamazda bu erkekler niye hem bayana hem erkeğe atlar. Tööbe tööbe. Tarkan gözlerini süzdükçe millet çığlık bastı. Ama şunu söylemeden edemicem şu anda özellikle dinlediğim biri olmasa bile gençliğimde(ortaokul yıllarım) albümlerini tez elden edinip şarkılarını sular seller gibi ezberlediğimi çok iyi hatırlıyorum. Zaten o zaman bi mustafa sandal vardı bide tarkan:P lafın kısası çok canayakın ve oldukça başarılı ...

Gelelim özel mesajlara:

Mıstıkım statcounterdan Linköpingden kaç defa gelindiğini görebiliyorum ona göre çeteleni tutacam. Bide sensiz tatil çok sıkıcı. aylavyu...

Şuanda asker ocağında anaları ağlayan pıncırlar corai ve ömere hayırlı teskereler...

ikit cemreyi çok öslemiş. yazmamı istedi kendisi benden:P Kıramadım.

Morkoyun el işlerimi seninle yarıştıramasam bile taklitte ve işlemede rakip tanımadığımı sana kanıtlıciim. gardını al:P

Bilge yalancı güveç tarifini sanki hiç sen vermemişsinde ben biliyomuşum gibi anlatmayı planlıyorum bloğumda yakın tarihte... haber ediimde . Ay ne uyuz bu emeğe saygısı yok korsancılık yapıyo felan olmiim:P

bu kadar.

Thursday, 7 August 2008

Günler Geçerken...

Düğündü masstivaldi tatildi derken bi bakmışım tatilin yarıdan fazlasını yemişim. Lakin aktiviteler bitince hayatım tam anlamıyla rutine döndü kayseride . Bundan Şikayetçimiyim? hayır. İşin ucunda geç yatıp geç kalkmak var ki tatilin bu rutinliğinin beni en çok cezbeden noktası bu.

Ben kısaca özetliim size tatilimi:

Kardeşi isveçe uçmuş, 20ye yakın film izlemiş ve bilgisayarı bile bunu kaldıramayıp dün itibariyle göçmüş, kitap kurdu olan, ev işi ve el işi yapan ama maalesef harici hard-diskini teyzesinin pcsi açamadığı için o süpper ötesi fotolarını buraya koyamayan, bol bol kayısı, salatalık ve mısır tükeden bu yüzden bi gram eriyemeyen, interneti ve blog yazmayı çok özlemiş bi tatil buketi var karşınızda.

Şimdi okuduğum kitaplar izlediğim filmler hakkında uzun uzun yazmak isterdim ama artık artvine dönünce geri kalanı.

Bloğumu ziyaret eden herkese teşekkürler..

Mutlu ve sağlıcakla kalın....

lülü

Wednesday, 16 July 2008

Burada Dur!

Meslek aşığı bir örtmen olarak oks ve össdeki üstün başarı sonuçlarının nedenlerini incelemek üzere burdurdayım.

Gelmişkene best firendim Güllüşahçığımında düğününe iştirak edeyim bari dedim. Bu arada incelemelerimde başarının nedenlerini buldum sayılır. Oksdeki üstün başarının nedeni olsa olsa gülşahın ve kemalin örtmenlikteki başarılarının yansımasıdır. Össdede sanırım en büyük etken ezoş. Kutluyos kendilerini:)

Bu arada çok değişmemiş burdur liseden beri. Arkadaşlara rastlayınca anlıyorum ne çok zaman geçtiğini yatılılık yıllarının üstünden...

Ewt garip bi gönderi oldu.

Friday, 11 July 2008

Tatil Maceraları

Şimdiye kadarki kısmı inanılmaz eğlenceli ve yoğun geçen yaz tatilimde nedense geceleri sürekli borçkaya dönüş kabusları görmekteyim. Kan ter içinde nayıır nolamaz daha ağustos ayı bitmeden gitmemmm beenn diye bağıracakken rüyamda rüya olduğu geliyo aklıma (!) rüyadayken rüya olduğunu idrak edebiliyorum ben ewt walla bana bööle oluyo bazen.

Gezimin ilk ayağında İstanbul vardı. Bu sefer İstanbulu baştanbaşa gezdim desem yeri var parkormandan zeytinburnuna anadolu kavağından alemdağ-reşadiyeye her yeri tavafladım belediye otobüsleri sayesinde. Bissürü gerizekalı insan gördüm tiksinç tiksinç hepsine içimden küfrettim. Bir an iyiki tayin istememişim ülen bu şehre dedim. Sonra hayırlısı olsun ilerde yaşayabilirim dedim ama kesinlikle izmiri daha çoık sevdiğimi bi kere daha anladım. Teyzemin bilgisayarı harici belleki okumuyo maalesef o yüzden buraya koyacağım süpper ötesi resim ve videoları koyamıyorum.

I also had the chance to see and listen to alanis . Insanın hayallerinden birini daha gerçekleştirmiş olması çok küsel gerçekten darısı mıstıkıma ve size inşallah.

Ne zaman yazıp yazamayacağımı bilemiyorum ama elime böyle fırsatlar geçtiği sürece değerlendiricem. Bu arada kendime keçe aldım. eda sunerden görmüştüm oraya buraya süs yapıcam onun gibi boş vakitlerimde gerçi pek boş vakit bulduğum söylenemez ama.

8 gün sonra çeyrek asırlık bi buket olucam ve güllüşahçığımın düğününde oraya burya koşturuyo olucam. En yakın arkadaşımın düğünün benim doğumgünüme denk gelmiş olması süpper bi duygu lakin düğün pastasının bi katına 25 tane mum yerleştirip üflemeyi planlıyorum:) bundan sadece benim haberim var ama.

bu arada bu satırı okuyan biricik teyzoşlarıma kuzenlerime ve evebeynlerime sesleniyorum ben tabu xlarge istiyom hediye olarak:) evt toplaşın alın bence bugün bana yarın size...

gitme vakti...

mutlu ve sağlıklı tatiller herkese( tabi herkese tatil diil o yüzden günner)

Friday, 27 June 2008

Yaz Tatili:)


Bugün itibariyle tatildeyim. Planlayıpta yazamadığım çok şey olsa bile 1 senede inanılmaz okuyucular ve bloglar keşfettim. Evde kardeşim olmayacağından internet bağlantısı da olmıcak yani uzun aralıklarla yazabileceğim ama finepiximle yakaladığım karelerden koyarım dönünce(hayıırr daha gitmeden dönmekten bahsetmekten nefret ederim bennnnn..)

Neyse size gider ayak tatlı tatlı gidiim diye geçen ilmoşa doğumgünü için yaptığım yaşpasta fotosuyla veda edicem..

Mutlu ve sağlıklı kalın...

Saturday, 21 June 2008

Milli Maç

Bana milli maçların verdiği tüylerimi tiken tiken eden duygu bütün dünyadaki türklerin ve kendini türk hissedenlerin maç kazanıldığında veya kaybedildiğinde aynı mutluluğu veya üzüntüyü yaşaması hep birlikte. Herkesle birlikte aynı duyguları yaşamak çok etkileyici ve o başarıyı kazanılanlarla aynı ülkeye hizmet etmek çok gurur verici geliyor.

Bu duyguyu eurovizyonda da yaşamıştım. Kaçıncı olduğumuz dan bağımsız mor ve ötesi o kadar ülke yarışmacıları arasındaki en farklı ve karizmatik gruptu ve en farklı şarkı bizimdi önemli olanda farkı ortaya koymaktı...Bence birinci onlardı. Evet bu gurur duygusunu o zamanda yaşamıştım...

süpper ötesi bi duygu...

edit: biyerlerde bi aksaklık var bu yazıyla ilgili muhtemelen anlatım bozukluğu... üsgünüm kasmıcam... bööle kalsın.

1 Hafta Rötarlı Babalar Günü Yazısı


Babama uyan yerlerinden Alıntıyla başlıcam Nilden:

'Benim babam öyle çok kutlamalı, ağlamalı, alkışlamalı törenleri sevmez.

Fazla duygusal bunlar için. Hayatımda tanıdığım ilk özel insan. İlk komik ve ilk şarkı söyleyen. İlk 'benim gülmeme en çok sevinen'. Evet bütün bu ilklik madalyaları benim babamın boynunda durur. Bir sürü. Şanslıyım. Bana her gün 'Mutlu musun kızım?' diye soran biri var. '

Sesimi telefondan yorgun ve moralsiz duysa morali bozulan enerjik şekilde telefonu açtığımda bana teşekkür eden ve yopyorgun olsa bile sesi enerji dolan, yaptığım veya yapacağım her çılgınlığı sonuna kadar destekleyen, her daim arkamda duran bi dağ var benim...

En son görüşmemizin üstünden neredeyse 5 ay geçti ve seni çok özledim baba...

babalar günün kutlu olsun..

Baranın ve mustafa örtmeniminde...

Bu arada yukardaki çiçekleri babalar günüde dağ dere tepe aşıp topladık filoyla birlikte.. Ali dedeye nasip olan babalar günü buketi:)

Wednesday, 18 June 2008

Ali Dede Hakkında herşey

video
Bu video öncekinin devamı ama sanırım dede hakkında bilgi vermenin zamanı geldi...

Dedemin adı Ali SONBAY. Kendisi Artvin'in kemalpaşa ilçesinde süpper ötesi bi evde yaşıyor. Ben de kendisini öz torunuve benim de yakın arkadaşım Rabiş sayesinde tanıdım ve tanıdığıma inanılmaz mutlu oldum. Dede inanılmaz hayat dolu, aşırı titiz ve detaycı, acaip misafirperver, keyfine düşkün, gezmiş görmüş geçirmiş vede gerçekten asil bi insan. kemalpaşada ali dede dediğiniz zaman akan sular duruyor. Bissürü komik anısı var dedenin..Oturup saatlerce muhabbet edilebilir hiç sıkılmadan..
Kültürlü olmanın ilkokul mezunu olmayla da olunabileceğinin ve insanın kendini nasıl geliştirip eğittiğinin en iyi örneklerinden dede aynı zamanda... Videoda da görüldüğü gibi süpper karadeniz şivesiyle , jest ve mimikleriyle dede dinleyenleri gülmekten kırıp geçiriyor. Dede seviyoruz seni...

Dedeye Söz verdiğim gibi bahçesinde çektiğim fotoları da koyacağım... Alttaki görüntüler ali dedenin bahçelerinden... Rabişe ve dedeye bizi bu süpper ötesi evde ve memlekette misafir ettiği için kocaman teşekkürler:)

ps: duyrulur dede eşini 18 sene önce kaybetmiş yani dul. irtibata geçmek isteyenler burdan ulaşsın:)(bu kısmı rabişten izin alarak yazdım walla)