Tuesday, 7 August 2007

Rockbox yalan oldu!!! Güleni vururum...

Ewet fazla detaya girmeden açıklayayım. Büyük oranda rockbox kaynaklı olduğunu düşündüğümüz ipod arızası sonucunda yazılan bir gönderidir.. Önce benim ipodumda çeşitli gariplikler sezmem sonra mıstıkın ipodunun açılmaması, şarz olmaması, resetlenmemesi, kısacası bozulması sonucu... çamur atmaktanda kaçınmayacağım övmekten kaçınmadığım gibi... Ben erken kurtardım ipodcuğumu umarım mustafanın ki de mefta diildir.

Tıklardan da kaldıracam seni rockbox. Uyuz rockbox. Kodları kapanasıca.

izninizle mfö 'nün şarkısını değiştirerek söylemek istiyorum...

fak dı rak, fak fak dı rakbaks....

Monday, 6 August 2007

Alanis Morissette


Lise 2'yi Burdurda yatılı okurken oda arkadaşım Aylinin yakın arkadaşları doğumgünü hediyesi olarak Ayline içinde sadece onun şarkısının döndüğü bi kaset yolladılar. O zaman o şarkıya vuruldum. Yanık sesli bi hatun pianoyla benim anladığım kadarıyla;
Life is any one word
diye başlayan bi şarkı söylüyordu. Daha sonra bu şarkıyla melekler şehri filminde rastladım. Söyleyen kişinin Alanis Morissette şarkının da 'Uninvited' olduğunu öğrendim ve ilk biriktirdiğim parayla MTV Unplugged albümünü aldım Alanis'in. Ve Şarkının

Like anyone would be

diye başladığını öğrenip azıcık MORT oldum. Olsun ucundan kıyından yakalamak da küseldir deyip avuttuktan sonra bu kadının ne kadar çılgın, ne kadar sıradışı ve ne kadar cesur olduğunu öğrendim. Tabi Feryal Çubukçu'nun verdiği feminist ruh ve bizim bölümde okunan kitapların çoğunun felsefesiyle Alanis'in yazdığı sözler bi çok noktada kesişiyordu, hayranlık katsayımın artmasında bunlar da etkili olmadı değil ama bu hatunda bambaşka bi dobralık, duyarlılık var, sadece yazılmış olmak için yazılan sözler değil, bişeyler söyleyen sözler var. Müzik var, ses var, söz var, çılgınlık var, gitar var...Kısacası mutlaka dinlenmesi gereken biri var.

Hiç karşılaşmamış olsam da çok enteresan bi anı da yaşatmıştır bana kendileri. Universiade 2005 İzmir'de İrlandanın delegasyon asistanlığını yaparken ana ofiste akreditaston kartında kanada bayrağı olan Joe Morissette adlı kişiyi görünce hemen muhabbete daldım. İkinci sorum tabiiki Alanis Morissette idi. Kuzeni olduğunu öğrendim.Hihi. Çok selamımı iletin de dedim.(kesin iletmiştir).Sonra bana Michelle (delegasyon başkan yardımıcısıydı)'Gullible' dedi (saf anlamına gelmektedir)herşeye inanıyorum diye.Kafamda soru işaretleri oluşmuştu.Lakin Ertesi gün laptopla Joe'nun Alanis'le sarmaş dolaş resmini görünce çok sevindim. Sonra Michelle de tanıştı Joe'yla falan.Yani mUtlu son.

Yazının sonunu nasıl bağlıcamı bilemedim..Gün gelecek buraya kendi ellerimle çekilmiş (telefonla değil) Alanis konseri fotoları koymak dileğiyle..Bu arada kardeşim sayesinde ebay aracılığıyla taaaa taiwanlardan edindindiğin Collection albümünü herkese tavisye ederim. Purgatorying, simple together, your house, utopia.....şarkıalrını mutlaka dinlemenizi öneririm ve alanisciğimin muhteşem sözleriyle bugünkü yazımı bitiririm. Eğer bi konu hakkında yazılacak çok şey varsa aynı bunun gibi pek bişeye benzeyemeyebiliyor mafeles... Sağlıcakla kalın... Alanis dinleyin...Buradan şarkının canlı performansını izleyip dinleyebilirsiniz. Keyfini çıkarın!!!
UTOPIA
we'd gather around all in a room fasten our belts engage in dialogue
we'd all slow down rest without guilt not lie without fear disagree sans judgement

we would stay and respond and expand and include and allow and forgive and
enjoy and evolve and discern and inquire and accept and admit and divulge and
open and reach out and speak up

This is utopia this is my utopia
This is my ideal my end in sight
Utopia this is my utopia
This is my nirvana
My ultimate

Sunday, 5 August 2007

Yahyalı Macerası - Episode 2

Teyzemlerin yahyalıya gideceğini duyunca ani bir kararla annem ve ben de hayatımda gördüğüm en gelişmiş ilçe olan(!!!!!) yahyalıya hareket ettik. Nedense ben anneannemin yanındayken kendimi ağustos böcüğü gibi hissediyorum. Çünkü her yahyalı macerası kışa hazırlık havasında geçiyor.Bu sefer yahyalıdaki günleri 8 ailenin eriştesini daha anlaşılırı makarnasını keserek geçirdik ve mantı yaptık. Erişte kesmekten su toplamış ellerimizin ve sabahtan akşama kadar iki büklüm oturmaktan bi hal olmuş bel ve mıçımızın ağrısı yetmezmiş gibi annem ve ben çeşme suyu içtiğimiz için mikrop kaptık. E haliyle olanları tahmin edilebiliyodur. WC nöbeti.
Neyse ben bu konulara fazla girmeden 1.3 mp'lik 6125imle çektiğim muhteşem çözünürlükteki fotolarımı yayınlayayım.Teyzem büyük bir iştahla erişte kesmekte...

Sol tarafta annem teyzem ve geleceğin dr. hanımı özge mantı sarmakta, ben de fotoğraf bahanesiyle işten sıvışma çalışmasındayım.

Sağ taraftaki yıldız yıldız mantılar benim yaptıklarım. Tü tü tü, maaşallah bana 40bin kere...:)

Allah anneenneme upuzun ömürler versin de biz hep bir bahaneyle onun yanında toplaşıp, ağustos böcekliği bahanesiyle hasret giderip, mını mınıya ve meyveye doyup,haznemize yepyeni yöresel kelime ve deyim ekleyip, gülmekten ölüp, enerji toplayalım...

ayın kelimesi:HONSA:Asık suratlı

ps: çeşme suyu içmeyelim...

Saturday, 28 July 2007

Insomnia - Uyuyamama

İklim, ortam ve hava değişikliği bir bünyeyi bu kadar mı değiştirir. Sonunda kendimi insomniac psişik bir insana dönüştürmeyi başardım.Ben neden saat 4'e kadar uyuyamıyorum!!!! aklıma sürekli Insomnia filmindeki al pacinonun uyumaya çalışıp uyuyamadığı sahneler geliyo daha da bi daralıyorum. Bu sıcaklar böyle devam ederse başka dönüşümler de geçiricem.

Yarın Mustafa İstanbula dönüyor.Al sana psişik olmak için bir neden daha... Offff ... [Gelicem yanına..Ağustos 15i bekle..:)]Soft yazılımda staja başlıcak. İnşallah mıstıkcım da , arkadaşları da peşinden koştukları herşeyi yakalarlar ve hayallerini gerçekleştirirler. (korkmaz bakiim okuyomusun, bak bu duanın ucu sana da dayanıyo)

En küsel haber: En iyi arkadaşım nişanlanıyor....:) Bendeniz de gadın Burdura gidip nişana teşrif ediciim inşallah. Bunun için farklı bir başlık kullanılmalı. Şöle fotoğraf falan... :)

thts enough 4 tonight..
lülü

Tuesday, 24 July 2007

Film..Film..Film

Kimse inanmasa veya inanamasa da 2 sene sonra ilk kez sinemaya gittim. Ya evde izlemek gibisi varmı.. Tak 1+1i aç laptopını al kucağına izle ohh. Gerçi azıcık dizini yakıyo insanın fanlar ama işte istediğin yere koy izle.
Neyse ben size izlediğim filmler hakkında 1-2 satırlık düşüncelerimi yazıcam.izledikçede eklemeye devam edicem.
Önce bugünkünden başlayalım.
Whisper: Josh Holliway(Sawyer in Lost) ve Sarah Wayne (Prison Break'in Sara Tancredi 'si) başrolleri oynuyor diye girdiğimiz filmdi. Hayatımda ilk defa bile bile korku filmi izledim lakin bu kadar uyduruk olduğunu tahmin edemezdim. Bi çocuk herkese istediklerini fısıldayarak yaptırıyor ve tabii hep kötü şeyler yaptırıyor.Bazı sahnelerde sıçradım, itiraf ediyorum.

Crash: Bu eski bi film ama ben daha yeni izledim. Birbiriyle bağlantılı olayları anlatan dram diyebiliriz. Filmde bişeyler eksik ama ne olduğunu anlamadım.Çok sarmadı beni ama izlemeye değer.

Amores Perros: (Paramparça aşklar ve köpekler): Mutlaka izleyin. Ben çok etkilendim. Ama film biraz depresif çünkü ilk defa bir filmde bu kadar şerefsiz insanı birarada gördüm.Herkes birbirini arkasından vuruyordu. Ve İspanya hakkındaki hayallerim yıkıldı. Hep varoşlarda geçiyordu olaylar.Bu yüzden sanki İsyanya varoşalrdan oluşuyormuş gibi bi izlenim oluştu bende..

Breaking and Entering: Tesadüfen dvixin içinde bulup hadi izleyelim dedik ve açıkçası mıstık ta ben de çok beğendik. Jude Law ve Juliette Binoche un oynadığı romatik drama. Küsel. İzlenir.

Blood Diamond - Kanlı Elmas: Çok küseldi ama yine leonardo oscar konusundaki makus talihini yenememiş. Yazık ona. Ama iyi oynamış . Ne demişler. Yiğidi öldür, hakkını yeme.

Wedding Crashers: Owen Wilson diye bi adam oynuyorsa eğer bi filmde o filmi izlemeyin. Vince Vaugh'un performansı dahi kurataramaış filmi. Kendine benzetmiş. Uyuz oldum filme de adama da.Bide amerikada yılın en çok izlenen komedisi olmuş.Hönkledim.

Serendipity:Benim çok hoşuma giden bir romantik komediydi. John Cusack oynuyordu.Bilgeciğimle birlikte izlemiştik gecenin köründe.

The Holiday:Yine bir romantik komedi. Ya Jude law'ın oynadığı ve kötü olan bi film var mı?( Closer azıcık öyleydi ama ondan başka) Aslında ev değiş -tokuşu yapmak çok mantıklı bi olay.spoiler vermiyorum dikkat ederseniz.izlenmeli.

Half Light:vakti zamanında bir arkadaşın romantik diye izlemem için verdiği fakat izleyince korku olduğunu, romantizmle uzaktan yakından bi alakası olmadığını gördüğüm gerilim ve korku filmi. Korku filmlerinden nefret ederim. o yüzden bu filmi sevdiğim de pek söylenemez. Serhan sen kötü bi insansın!!!! Bu arada filmde demi moore oynuyor.

Eternal sunshine of the spotless mind:Çok küseldi. yani bayağı etkisinde kaldım filmin. Enteresan ve oldukça farklı ve yaratıcı bir hikaye...Hafızayı sildirmek...

Something to talk:94 yapımı içinde sırf julia roberts var diye izlediğim film. Biraz klasik bi hikaye. Mutlu son gibi görünsede bence kötü bi son.

Babel: 3 farklı şehirde geçen 3 farklı ilşkiyi anlatan ama bi noktada birbirine bağlanan olayları anlatan film. brad pitt ve cate blanchet olmasaydı adını duyaramayacak olan filmdi bence.

Before Sunset:ethan hawke var. çok küsell. nina simone u bu film sayesinde dinlemeye başladım.

Music and Lyrics:süpper bir romantik komedi

Hayat Güseldir:yoruma gerek yok bence. Muhteşemdi.

The Hours:Hayatım boyunca unutmayacağım 2 filmden biri. Süpper. Meryl Streep, Julianna Moore ve Nicole Kidman. Filmi koskoca salonda 4 kişi izledik ve 4. sınıfta virginia woolf kitapları( Mrs Dalloway'i) okuyacağız diye öğretmenlerimiz tavsiye etmişti. İyiki gitmişim. iyiki izlemişim.

Dogville: Anladımki Nicole Kidman gerçekten oynayacağı filmi çok iyi seçiyor. Hatunu bütün filmlerine bayıldım. ama bu bambaşkaydı. Hayatımda unutmayacağım diğer filmde dogville. film ayroni ve siymbıl kaynıyordu. ben feryal çubukçuyu ösledim...

to be continued...


Monday, 23 July 2007

Dizi -Serial

Kayseride kayseripark'tan başka sosyal aktivite alanı olmadığından mustafayla kendimizi film izlemeye verdik. Double-shot yapıyoruz. Süpper oluyor tavsiye olunur. Yani arka arkaya 2 film veya diziyse arka arkaya 3 - 4 bölüm. Baktım upuzun bir süredir bişeyler yazmamışım.Siz değerli okurlarım için izlediğim filmler ve diziler hakkında kısa kısa öneriler yapıp görüşlerimi yazayım dedim. Belki bir gün okuyucularım olur diye yani ... :P

Diziler:

1-Prison Break : Mutlaka izlenmesi gereken, sıkmayan, uzun lafın kısası en beğendiğim dizi. Ben kursta öğrencilere izlettim. Dilleride oldukça anlaşılır. Argoyu da bilsinler o da lazım. (Bu arada kurstaki öğrencilerin yaş ortalaması 27nin üzerindeydi, ilköğretime uygun içerikte bir dizi diil )


2-LOST: Oldukça yavaş ilerleyen, fantastik ama küsel dizi. 2010a kadar sürecekmişşş. Hade hayırlısı.O zamana kadar yaşarmıyımki?Bu arada Lost-park diye bişiler yapmışlar. Komik bunlar!!

3-How I Met Your Mother: İlk bölümleri sizi sıksada sakın bırakmayın. It is a legend- wait for it- dary and awesome serial. Bütün karakterler kendini sevdiriyor. Bir süre sonra esprilere alışıp, sizde farkında olmadan Barney vari espriler yapmaya çalışıp, kendiniz söyler- kendiniz güler durumuna düşebilirsiniz.

Bu dizilerin En sevdiğim yanı izlerken mesleğimle ilgili yeni şeyler öğreniyor olmam ve kendimi pronunciation açısından geliştirme fırsatı bulmam. Yukardaki dizilerde konuşulanları anlamanız diğer filmler yada diziler kadar zor değil.

Birde Heroes var fakat Cnbceden takip edemeyip ilk 6 -7 bölümünü izlemekten öteye geçemediğimden herhangi bir yorum yapmasam daha iyi olacak. Mustafa Köşker aylavyu. Dvixleri vardı sende dimi?:)


Seçim 2007

Nedendir bilinmez 15 gün önce bağlatığımız adsl çalışmamaya başladı 2 gün önce. 2 haftada kotayı doldurmuşuzda (senin yüzünden mustafa).. Ama bugün şaşırtıcı bi şekilde internete tekrar bağlanabildik. Türk Telekomun seçim ikramıydı sanırsam bu da... Seçim demişken ailecek oyumuzu kulladık. Babam herkese soruyordu
Babam:-Kızım biz demokratik bi aileyiz birşey demicem kime verdin oyunu?
Buket:-Ben 657ye tabi bir devlet memuruyum açıklayamam baba!!
Babam:-Oğlum sen kime verdin aslan oğlum? O ablası gibi muhalafetmi? Kesin babasının partisine vermiştir!!
Mustafa:- Verdim işte bişeyler baba!( Aslında o da muhalefettir ama çaktırmamaya çalışmaktadır)
Bu olayın ardından babam anlatmaya başlar...Biz babamız hangi partiye derse ailecek o partiye oy verirdik. Örneğin dedeniz oyunuzu horoza vereceksiniz derdi(bööle bi amblem varmış ama adını unuttum şahısın) oyumuzu topluca ona verirdik.
İhi ihi... ben bişey diyemem lakin sarfedeceğim sözlerin aramızda tartışma başlatacağı kesindir..
susarım. Helal olsun bana !! Çok başaramasam da arada bir yapıyorum işte..

Lakin sandıkların tamamına yakını açıldı. Akp tekrar iktidar. Umarım hayırlı vede uğurlu olur.
Bu arada aklıma geldi, Ya o ampül küresel ısınmayı tetikliyomuş. Daha tasarruflu olanı vardı. Hatta annem benim evimdeki bütün ampülleri tasarruflularıyla değiştirdiğinde 56 ytl gelen elektirik faturası, ertesi ay 0ytl'ye indi ve bize elektrik faturası gelmedi. Tavsiye olunur.