Sunday, 3 June 2007

Ayılar uyanmış...

Sanki uzun zamandır savsaklıyomuşum gibi geldi blogcuğumu. Ama yazı yazamasam da hergün taze bişeyler yerleştiriyorum.
Aslında çok uykum vardı ama bugünkü olayı taze taze yazayım da içim rahat bi şekilde uykuma dalayım.
Sabah bizim treking ekibiyle 10'da buluşmak üzere haberleştik fakat bazı tembel tenekeler uyanamadığından gelmedi. Bizde 5 kişi yola çıktık. Hedef 'lokohe' adlı küçük bi gölün bulunduğu yere doğru yürümek. Ben önermiştim buraya gitmeyi ama bildiğimden diil öğrencilerim söylemişti bende bi ekibimi görev yaptığım köye götüriim demiştim. Yürüyüşün yarısında arabalı bi arkadaş rastgelip bizimkilere arabaya binmeyi teklif edince benden başka yürüyelim diyen olmadığından kurtlara yem olamamak için sürüye uydum.
Neyse araştırdık, nereye gideceğimizi bulduk.Arabalı arkadaş domuz çıkarsa ağaca tırmanın, ayı çıkarsa son sürat kaçın diye uyardıktan sonra vınnn..Ekibin 'en genç, en dinamik, en ....(bu böyle sürer)' kişisinin dışında (kim mi? söölemiim de küçük bi ipucu veriim, bu ile başlayıp ket le bitiyo) kimse istekli görünmüyodu yürümeye. Yok ayı çıkacak, yok domuz çıkacak, yok kene yapışacak, yok yılan sokacak... tabi paso bahane buluyolar. Ama allahtan kimse mızıkçıklık yapmadı ve yürümeye son sürat devam ettik. Biz dere kenarından hoplaya zıplaya giderken diğerleri düz yoldan yürümeyi seçtiler.
Bir süre sonra bööle motor sesine benzer, böğürtü gibi bi ses geldi kulağımıza. Dere kenarında olunca su sesiyle de karıştığından pek de ne duyduğumuzdan emin olamadık ve 3 saniye sonra düz yoldan gidenleri çığlık çığlığa deli gibi koştururken gördük ki bunlar en baştan beri yürümeye üşenen arkadaşlardı. 'Walla ayı var , billa ayı var ' diye bağırıyolardı bi yandan koşarken, ardından bi böğürtü daha geldi. Yörede ayılarla yaşanmış olayları çok duyduğumuzdan hevesli olan ben bile tırstım walla ve göl falan görmeden geri döndük.
Yani ne yürüyüş yaptık, ne gölü gördük nede macera yaşadık. Tek olay duyulan ayı sesiydi.

Birinden, buralarda biryerde şöyle bir yazı yazdığını duymuştum 'daş düşebülür, ayu çıkabülür'.
Yaz aylarında karadenize geleceksiniz bu uyarıyı göz ardı etmeyiniz. Bizzat yaşayıp gördüm. Veni, vidi, vici...

Bu arada burdaki efsanelere dayandırılarak anlatılan olaylara göre ayılar erkekleri öldürüyomuş görünce , ama kadınları kaçırıp mağaralarında bal ikram ediyolarmış. Ayı diip geçmemek lazım. Onların da sahip olduğu bi centilmenlik söz konusu. Acaba bazılarına ayı demek iltifat mı oluyo?
Kesinlikle ewt!!
Neyse uyusam iyi olacak. Yarın 7Bnin pikniği var oraya gidecem.Akşamda konser var. Çok yoğunum bu günlerde çok..
Umarım rüyamda ayı görmem.
lülü

2 comments:

fasulye said...

ayılar çoktan uyanmış minik kuş.emin ol şahit oldum.böylece ilk ayı sesini duymuş oldum:)seni seviyorum borçkadaki küçük evimizin küçük kardeşi...

Anonymous said...

kayserinin develi ilçesi bakırdağı köyünde öğretmen olarak görev yapmakta idim bir pazar günü canım sıkıldı tek başıma bize beş km mesafede bulunan çataloluk köyüne gidiyordum ki yolun altında bir ayı iniltisi duydum zavallı ayıcık bir çukura düşmüş çıkamıyordu yoldan bulduğum bir sopa uzatıp ayıyı çukurdan kutardım fakat oda ne ayı üstüme atladı korkudan ölüyordum ayı çeketimi çıkardı bana zarar vermedi ve adeta arkasından gelmemi istiyordu bende gittim beni inine götürdü ceketin içine bal doldurdu yani kutardiğım için beni ödüllendirdi.eve döndüm olayı kimseye anlatmadım ilk kez sizinle paylaşıyorum. eşim dediki hayatımda ben bukadar küzel balı ilk defa yedim eeee nasıl olsa ayı balı ayı bala hile yapmayı bilmezki. BLOĞUNUZ ÇOK KÜZEL BUKET HANIM BAŞARILAR.