Wednesday, 20 June 2007

Yağmur, kar, haziran...




Evet itiraf etmeliyim ki haziran ayının bu iki kelimeyle aynı cümle içinde yer alması bana da garip geliyor ama gerçek.
Herkes sıcaktan piştiğinden, nemden bunaldığıdan yakınırken, burda Gökselin değimiyle 'yağmur yağıyo şakır şakır, yarabbi şükür şükür!' (çok sevdim ben bu şarkıyı...) Hava çok serin, pencereler kapalı, yorganları hala kaldırmadık. Üstelik hafta sonu altıma poşet alıp karda kaydım ben.Kaydığım yerin alt kısmı üstte de gördüğünüz üzere sular tarafından aşınmış durumdaydı ama bütün riskleri göz önüne alıp kaydım.Çok zevkliydi...
Hayır kimseye nisbet yapmıyorum. Ben sizi güneşiniz var diye kıskanıyo muyum?

2 comments:

GULSAH said...

Ülen uyuz böcüğü;
sen ki düz yolda bile düşen, sen ki bu düşüşleri adet edinen, işin ne senin dağda bayırda?
hiç akıllamıcan sen hiççç.
Eeee napalım, yaradan böle yaratmış,sorgulamak bize mi kalmış?
ama gene de SEVİYORUZ SENİİİİİİİİ

GÜLŞAH from BURDUR

Buket Köşker said...

Hala düşüyorum öyleki artık etrafımdaki insanlar da sizler gibi bu olayı yadırgamıyorlar. Düşe kalka büyüyecem.....

Ben de 'sizi' seviyorum. :)